|
Akıl oyunları yerine ayak oyunları ön plana çıkıyor. Soğuk rüzgarlar ve sert söylemler akıl ve vicdanlarımızı esir alıyor.

Kavramlar sopa gibi kullanılarak kaos ve gerilim tırmandırılıyor. Türkiye; demokrasi kulvarından, AB yolundan, reform sürecinden çıkarılmak isteniyor. Oysa geleceğe ilişkin heyecanlarımız, umutlarımız, beklentilerimiz var. Bütün bu olumsuzluklar ufkumuzu daraltmamalı. Nitekim geleceğe ilişkin çalışmalar da yapılıyor. Geçtiğimiz hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından GAP Eylem Planı açıklandı.
Bugüne kadar bölgeye yönelik pek çok paket açıldı. Ancak kaynağının belli olması, yürütülecek çalışmalara ilişkin bir takvim ortaya koyulması nedeniyle güven verici bulduğumuz paketin bundan önceki 17 programdan daha farklı olarak bölgedeki aş ve iş sorununa çözüm bulmasını bekliyoruz. GAP'ın tamamlanması hem bölgede toplumsal barışa katkı sağlayacak hem de ekonomik ve sosyal anlamda olumlu sonuçları olacak ciddi ve heyecan verici bir çalışmadır.
Bölgedeki işsizliğin çözülmesi, daha fazla yatırım ve üretim Türkiye için bir kazanım olacaktır. Geçtiğimiz hafta kabul edilen istihdam paketiyle özellikle işgücü piyasasına girişte sorun yaşayan kadınlar ve işsizlik oranları artma eğiliminde olan gençlerin istihdamının artırılması için önemli bir adım atılmıştır. 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlarla, yaş şartı aranmaksızın tüm kadınların bir yıl içinde işe alınmasına ilişkin teşvik sağlanmıştır. Bu düzenleme 30 yaş üzeri çalışanlarda bir kaygı unsuru haline getirilmek istenmektedir.
Oysa nitelikli işçi önemlidir. Modern işletmeler devletin prim katkısına tamah ederek, bu güzel girişimi mundar etmeyeceklerini umuyoruz. Muhtemel suistimaller konusunda kaygıların giderilmesi için etkin bir denetim sistemi ve iş güvencesi ile ilgili düzenlemelerin ILO normlarına uygun olarak hayata geçirilmesi gerekir. Liberal ekonomilerde istihdam ancak piyasa şartlarının izin vermiş olduğu teşviklerle hızlandırılabilmektedir. Türkiye'de de yüksek işsizliğin çözümü için bir istihdam seferberliğine ihtiyaç vardır.
Bu paket bu seferberliğin altyapısıdır. İşverenlerimiz paketi sekteye uğratmanın yollarını aramak yerine, işsizliğin yenilmesi konusunda şeytanın bacağının kırılmasına yardımcı olmalıdır. Haksız rekabetle, kayıtdışıyla, yoksullukla, gelir adaletsizliği ile mücadele etmenin en önemli enstrümanı toplu sözleşme ve sendikal örgütlenmedir ve bu enstrümanların geliştirilmesidir. Bunun için de uygun bir zemin yakalanmıştır.
2821 sayılı Sendikalar ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt yasaların değiştirilmesi için yoğun ve heyecan verici bir çalışma yürütülmektedir. Mevcut yasa, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve AB normlarına uygun değildir. Örgütlenmeye, iş sağlığı ve güvenliği sorunlarımızın çözümüne, kayıtdışı istihdamın önlenmesine, vergi ve sigorta primlerinin artmasına ve demokrasinin gelişmesine bir katkı sağlamamıştır. Uluslararası platformlarda kredibilitemizi düşüren, Türkiye'nin 1981 yılından bu yana ILO yıllık toplantılarında 87 sayılı sözleşmeden dolayı üç kez, 98 sayılı sözleşmeden dolayı da 14 kez aplikasyon komitesine alınmasına neden olan bu yasalar değiştirilmelidir.
Çünkü uluslararası toplantılarda eleştirilmekten artık yorgun düştük. Bu ülkenin bir yurttaşı olarak, hak etmediğimiz bir eleştiriye muhatap olmak bize ağır geliyor. Ulusal gururumuzu, onurumuzu incitiyor. Sendikal mevzuatın değiştirilmesi, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, ülkenin demokratikleşmesine, ekonomik kalkınmasına aynı zamanda sosyal gelişmesine bir katkı sağlayacaktır. Sonuçta Türkiye kazanacaktır. Birileri ayak oyunlarına son verirse, ILO Genel Kurulu başta olmak üzere uluslararası toplantılara kara liste korkusuyla değil, alnımız açık başımız dik gideceğiz.
Salim Uslu
Bugün Gazetesi
|