|
Hayır diyebilmek ve değişim |
|
|
|
Pazartesi, 03 Mart 2008 |
En son Fidel Castro’nun görevini Raul Castro’ya devretmesi ile resim biraz daha belirginlik kazandı. Liderlik kavramı ise bu anlamda değer yitiriyor. Zira kişisel özelliklerden ortaya çıkan liderlikte genetik kişisel özelliklerden daha önem kazanmış durumda.
Birkaç tane örneği sayarsak, Hafız Esad ve oğlu, Haydar Aliyev ve oğlu, George Bush ve Oğlu, Castro ve Kardeşi ülkelerin demokratik düzenle yönetilip yönetilmediklerine bakılmadan söyleyebileceğimiz isimler.
O zaman liderlik konusunda okunanlar veya yazılanlar, bunun için harcanan çabaların pek de anlamlı olmadığı söylenebilir. Ancak bütün bunlar gerçekleşirken bireyin gücünün başka içeriklerde çok arttığını da görebiliyoruz. En son olay BNP’nin 7 milyar dolar zarar açıkladığında ortaya çıktı. Bu zararın oluşması sağlayan yaklaşık 8 firewall’u kırarak sisteme giren bir çalışan bu zararın oluşması sağladı. Böyle bir olay dünya tarihinde daha önce bu büyüklükte hiç görülmemiştir.
Biraz daha geniş açıdan bakıldığında dünyadaki değişim süreçleri dijital hale geçti ve bu anlamda değişim süreçleri çok hızlı yaşanmaya başladı. Böyle bir yapıda en kolay olan geleceğin kaybedilmesi sonucudur. Değişim hızlandığı için geleceğini planlanmaya çalışan kişi, bu değişimler karşısında geleceğini yeniden planlamaya çalışacak ve sonra da vazgeçecektir.
Tam bu noktada ise kişisel gelişim kitapları geleceğini kaybeden kişiler için ilaç aranan ilaç gibi görülmeye başlanır. Dale Carnegie’den başlaya süreç, reçeteli kitaplarla devam edecektir. Şunu yaparsan, şu olur, bunu yaparsan bu olur ya da şunları yapmalısın tarzında reçeteler yaygınlaşacaktır. Bu arada karşı tarafı anlayın ona göre davranın mesajlarını veren empati kitapları da görülmeye başlar.
Tozu dumana katmak, toz yutmak gibi kişisel gelişimle hiç ilgisi olmayan hamasi mesajların yer aldığı kitaplarda görülebilir.
Bu konudaki son nokta ise Secret kitabıdır. Evrene verilen mesajların para ile bağlantılarını başkalarının ağzından anlatmaya çalışan kitap doğal olarak çok satar. Sadece düşünmenin yeterli olduğu ifade edilmektedir. Halbuki Evren yerine Tanrı para yerine Sevap konduğunda bir din kitabından farkı olmadığı anlaşılacaktır. Secret’ta bir sır varsa bu sır C ve R harflerinin arasına T harfi yerleştirilerek okunan SECRET kelimesinin ortaya çıkardığı anlamdır.
Bu gerçekten önemli zira “Hayır” demenin öneminden bahsetmeyen hiçbir kişisel gelişim kitabı kişiye katkı sağlamayacağı gibi kişinin daha kolay yönetilir hale gelmesini sağlayacaktır. İlave olarak “Hoş gör sen, boşver gitsin” şarkısında da da ifade edilen “hoşgörü” kişinin tavır koymasını engelleyen bir sonuç olarak karşımıza çıkacaktır, bu bize bugüne kadar hiç söylenmemiş olsa bile.
Zaten ilk paragrafta anlatılan sonuçlar genel olarak toplumda yer alan insanların her şeyi kolaylıkla kabul etmesinden ortaya çıkmaktadır. Bilinene benzerin benzer sonuçlar yaratacağı ve değişimin neler getireceği konusunda bilmemek, iktidarın tıpkı .M.Ö. zamanın imparatorluk dönemlerinde olduğu gibi devri süreçlerinin yaşadığımız 21.nci yüzyılda da gerçekleşmesini sağlamaktadır.
Halbuki teknoloji hızla ilerlemiş, iletişim daha kolay yapılır, bilgi daha kolay ulaşılır hale gelmesine rağmen değişen pek bir şey yok gibidir. Internet hayatımızı kolaylaştırırken bizi ekranda olan çerçeve içine hapsetmekte, zihnimize çok sayıda bilgi aktarmakta ama yaratıcılığımızı da sınırlamakta mıdır? Acaba. Cevap verilmesi gereken en önemli soru bu olsa gerektir. Her web sitesi orada kalmamız için çeşitli programlar üretmekte, insanları bir araya toplamakta ve Matrix filminde göbeğinden sisteme bağlı ceninleri hatırlatmaktadır.
Giderek dijitalleşen dünyada duygularımız da dijitalleşmekte, hızla değişen duygusal hareketler de bilgisayar oyunlarına, yarışma sporlarına, chat’e, borsaya, futbol oynamaya ve izlemeye, kumara, hız yapmaya bağımlı kişilerin oluşmasını ve yapıldıkça da bağımlığın artmasını sağlamaktadır. Bunun nedenleri gelecek yazının konusu olabilir.
http://www.erenlp.com
|