|
Hepimizin yaşamımız boyunca bir çok defa kullandığımız bir sözdür; Yaşayarak öğrenmek.
Çocukluğunuzu, gençliğinizi hatırlar mısınız? Anne ve babanız yaşanmış tecrübelerini sizinle paylaşır, çoğu zaman belki bir kulağımızdan girer öbür kulağımızdan çıkardı.
Zaman geçmiş zamandı, şimdi devir değişmişti. Biz bir çok şeyi daha iyi bilirdik.
Çocuklarınız olur. Bir bakarsınız aynı durum sizin başınızda. Söylenirsiniz;
Sende anne baba olunca anlarsın.
İş yaşamında da durum pek farklı değildir. Tecrübeler deneyimler aktarılmaya çalışılır.
Ama o içinizi kemiren o kurt yok mu? Amerika’ yı yeniden keşfetmek isteyen.
Yaşam bir tecrübedir. Yaşanmış tecrübeler hangi zaman diliminde olursa olsun bir noktada size mutlaka fayda sağlayacaktır.
Okumak ve araştırmak da üstüne değer katacaktır.
Unutulmaması gereken konu uygulamayla öğrenmenin her zaman faydalı, masanın öbür tarafına geçtiğinizde gerçek hayatın içine girdiğinizde ise yaşamın daha farklı olduğudur.
Bu gün yaşanmış bir çok tecrübeden faydalanmayı bilseydik, beklide bir çok sorun daha rahat çözülecekti. Ama o benlik ve yaşayarak öğrenme duygusu yok mu…
Çok da inanarak söylenir, ben yaşarak öğreneceğim. Ya elde edilecek sonuçlar. Yaşayarak öğrenme uğruna ödenen bir çok bedel.
Sonuçta tek başına yaşayarak öğrenmek yeterli değildir. Okumak, araştırmak, uygulamak ve tecrübelere kulak vermek. Hepsini bir potada eritmeyi iyi bilmek gerekiyor.
Bilinen bir hikaye vardır;
Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyonu müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da :
'Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.' diye savuşturmuş. Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon'a sormuş:
'Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?'
Napolyon birden öfkelenmiş;
'Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?'
diye bağırmış. Hemen askerlerine, Adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık 'ateş' emri verilecek...
Adamcağız içinden:
'Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin'
diye düşünürken,arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış.Karşısında Napolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış Napolyon:
'İşte böyle bir duygu!'
|