Son açıklanan işgücü istatistikleri, istihdam ve işsizlik sorununun ekonomik gündemin ilk sıralarındaki yerini koruduğunu ve kısa vadede çözümlenemeyeceğini gösteriyor. Sorun aşağıdaki üç noktada ekonomik dengeleri zorluyor:
- İşgücünde arz talepten daha hızlı arttığı için işsizlik kronikleşen bir sorun haline geliyor.
- Tarımda açığa çıkan nüfusun, ekonominin diğer alanlarında istihdamı giderek zorlaşıyor.
- Küreselleşme nedeniyle işe girişte aranan vasıf düzeyi yükseliyor ama mevcut eğitim sistemi ve çalışma düzeni iş arayanlara, aranan bu nitelikleri tam anlamıyla kazandıramıyor.
Bu sorunlar nedeniyle ekonomi büyümesini sürdürse de işsizlik oranı azaltılamıyor. Geçen yılın mart ayında yüzde 10.4 olan işsizlik oranının bu yılın aynı ayında yüzde 10.7'ye yükselmesi de yukarıdaki üç sorundan kaynaklanıyor.
Demografik yapı arzı artırıyor
Doğurganlık ve nüfus artış hızlarındaki gerileme devam ediyor ama bunun işgücü piyasasına yansıması için daha bir süre geçmesi gerekecek. İçinde bulunduğumuz dönemde işgücüne giren gençler, nüfus artış hızının yüksek olduğu 1980 ile 1990 arasında doğduğu için, çalışabilir nüfustaki artış da aynı oranda yüksek oluyor. Bu nedenle kurumsal olmayan sivil nüfus yüzde 1.1 oranında artarken, çalışabilir yaştaki sivil nüfusun yıllık artış oranı yüzde 1.5'i buluyor. Nüfus artış hızının düşmeye başladığı 1990-1995 döneminde doğanlar, gelecek beş yıldan sonra işgücü arzını ve işsizliği de geriletebilecek.
İşgücü arzındaki bu artış esasında iki tarafı da keskin olan bir bıçak gibi. İşgücü arzının artışı, ekonominin istikrarlı bir şekilde büyümesini kolaylaştıracak. Ancak arzın artmasına rağmen işgücü talebi artmaz veya azalırsa, işsizlik her geçen yıl biraz daha yaygınlaşacak.
Talebi sınırlayan faktörler
İşgücü arzı artarken, ekonomideki büyümeye rağmen işgücü talebinde dişe dokunur bir artış ortaya çıkmıyor. Oysa geçen yüzyılda ekonominin canlandığı dönemlerde firmalar yeni işçi alımına başlar, yüksek büyüme hızları gerçekleştiğinde işsizlik azalırdı. Son yıllarda ise ekonomi bir hızlı büyüme yaşasa da işgücü talebi ve istihdam aşağıdaki nedenlerle artmıyor:
- Sanayicilerin ve iş insanlarının üretimde eskisine göre daha ileri teknolojileri kullanması işsizliğin azaltılmasını önlüyor. Otomasyon düzeyi arttıkça işçilerin yerini makineler almaya başlıyor. Tüm sanayileşmiş ülkelerde görülen bu eğilim Türkiye'de önümüzdeki yıllarda devam edecek.
- Yalın yönetim ve yönetim piramidinin yassılaşması, büyük şirketlerde orta yönetim kademelerinde de tasfiyelere neden oluyor. Bir süre önce işçilerin fesih bildirimine imza atan orta kademedeki yöneticilerin bir bölümü de işsizler ordusuna katılıyor.
- İnternetin, elektronik iletişim ve ticaretin yaygınlaşması ise özellikle hizmetler sektöründe istihdam imkânlarını sınırlıyor. Örneğin bankacılıkta işlemlerin gişedeki memurla yapılmasındaki maliyeti 100 olduğunda, bu maliyet ATM'lerde 25'e, internet bankacılığında ise 4'e iniyor. Bu maliyet avantajı nedeniyle tarımda ve sanayi sektöründe açığa çıkan işgücünün ancak bir bölümü hizmetler sektöründe çalışabiliyor.
İşgücünde arzın yüzde 1.5, talebin ise yukarıdaki faktörlerin etkisiyle yüzde 0.7 artması, işsizlik oranını yükseltiyor.
Tarımda açığa çıkan nüfus
Geçen yüzyılın ortasında toplam işgücünde tarımda çalışanların oranı yüzde 70'e yakındı. Tarımda makineleşme ve traktör kullanımı artınca, topraksız köylüler, tarım işçileri ve küçük toprak sahipleri, köylerden kentlere göç etti. Büyük göç ile kentlere akan nüfusun önemli bir bölümü sanayi tesislerinde iş buldu. Bir bölümü de hizmetler sektöründe çalışarak geçimini sağladı. Geçen yüzyılın 90'lı yıllarında biraz yavaşlayan bu akın nedeniyle 2000 yılına doğru tarımsal işgücünün, toplam işgücündeki payı yüzde 45'e kadar inmişti.
Tarımsal istihdamdaki gerileme son sekiz yılda tekrar hızlandı. Bu oranın 2004'te yüzde 33'e, 2006'da yüzde 27'ye bu yıl da yüzde 25'e gerilemesi ile açığa çıkan nüfusun iş bulması giderek zorlaşıyor. Çünkü sanayide yeni işçi alımı, verimliliği yükselten makine ve teçhizat yatırımları nedeniyle sınırlı kalırken, finans, bilişim, inşaat, turizm gibi alanları içeren hizmetler sektörü de otomasyon nedeniyle işçi alımını düşük düzeylerde tutuyor.
Tarımda açığa çıkan nüfusun bir bölümü büyük kentlere, bir bölümü de kendi il merkezlerine göç ederek işsizlik oranını yükseltiyor.
Tarımdaki işgücü azalması gelecek yıllarda da devam edecek. 2020 yılında işgücünün ancak yüzde 15'inin tarımda çalışabileceği dikkate alınarak, tarlasından ve köyünden kopanlara sanayi ve hizmetler sektöründe yeni iş imkânlarının yaratılması gerekiyor.
Vasıfsızlık sorunu
Şirketler, küreselleşme döneminde yabancı rakipleri ile başa çıkmak için daha nitelikle eleman almayı amaçlıyor. 1990 yılından önce şirket yöneticileri, yetiştirmek üzere sıfır kilometrede fakülte mezunlarını işe alırken günümüzde iki-üç yıl deneyimli, 30 yaşın altında, yabancı dil bilen hatta lisansüstü eğitim yapmış elemanlar arıyor. Eğitim ve staj sistemi, işe ilk girişte standartlarını yeterince karşılayamadığı için gençler işsizlikten, şirket yöneticileri ise vasıflı eleman bulamamaktan yakınıyor. Bu çelişki, işsizlik oranının gençler arasında yüzde 19.5'e, eğitimli gençler arasında ise daha yüksek oranlara tırmanmasına yol açıyor.
Yalnızca fakülte diplomasının iş bulmaya yeteceğini düşünen gençler, aranan nitelikleri edinmek için epey geç kalıyor. Bu sorunun çözümü için gençlerin daha öğrenim yılları sırasında yeni beceriler ve iş deneyimi kazanmaya gayret etmesi, şirketlerin ise gençleri iş hayatına hazırlayacak kapsamlı programları devreye sokması gerekiyor.
Tek çözüm hızlı büyüme
Bir yıl içinde çalışma çağına giren 762 bin kişinin tümüne iş bulunmadıkça işsizlik oranı azalmayacak. Yüzde 4 ile yüzde 5 arasındaki büyüme oranları ise bu nüfusun ancak yarısına iş bulunmasını sağlayabilecek. Çalışma çağına girenlere yeni iş kapılarının açılması ise ancak ekonominin yüzde 7-8 arasında bir büyüme oranına ulaşmasıyla mümkün olacak.
Hükümetin, son yıllarda duraklayan yatırımları tekrar hızlandırmak için önlem alması, işsizliğin en önemli ilacı olacak. Yatırımlar, hem inşaat ve montaj aşamasında hem de tamamlanıp üretime açılmasından sonra işçi çalıştıracağı için işsizliği zamanla azaltacak. İşsizliği azaltacak önlemler alınmadığı takdirde, sosyal ve siyasi huzursuzluklar yoğunlaşacağı ve popülist eğilimler güç kazanacağı için ekonominin tümünde büyük sorunlar yaşanacak...