|
16-17 Nisan’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek olan 13. İnsan Kaynakları Zirvesi’ne katılan ölçme ve değerlendirme şirketi Assessment Systems, "İş Yaşamında Duygusal ve Sosyal Zekaya Dayalı Yetkinlikler" başlıklı özel oturuma ev sahipliği yapıyor. Oturuma örgütsel psikoloji, yetkinliklerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi konularında uzman olan Dr. Robert Emmerling konuk konuşmacı olarak katılacak.
Zirve öncesi e-postayla röportaj yaptığımız Emmerling, "Sadece zeki olmak kişinin üstün performans sergileyeceği anlamına gelmez" diyor.
Duygusal ve sosyal zeka nedir?
Duygusal ve sosyal zeka birkaç şekilde tanımlanabilir. Kendimizin ve başkalarının duygularını fark etme yeteneği ile kendi içimizdeki ve ilişkilerimizdeki duyguları iyi kullanabilme kapasitemizdir. Ayrıca belli başlı duygulara nelerin neden olduğunu, duyguların düşünsel ve davranışsal anlamda nasıl ortaya çıktığını ve karar verme sürecinde duygularımızın en iyi şekilde bütüne nasıl eklendiğini gösterir.
Duygusal ve sosyal zekaya dayalı yetkinlikler nasıl oluşturulur?
Sosyal ve duygusal zekayı ölçme amaçlı geliştirilmiş ve bilimsel olarak geçerliliği ile güvenilirliği kanıtlanmış birkaç psikometrik araç var. İş dünyasında, biz genellikle birden fazla değerlendiricinin yer aldığı uygulamaları tercih ediyoruz. Bu yöntem, belli bir kişiyle sık sık zaman geçiren kişilere yöneltilen soruların değerlendirmesinden çıkarılan sosyal ve duygusal zeka ile ilgili benzer davranışları saptama yoludur. Ayrıca, kritik durum görüşmeleri adını verdiğimiz görüşmelerden elde edilen bilgiler de sosyal ve duygusal zekayı ölçme amacıyla kullanılabilir. Bu görüşmeler, belli bir durum karşısında kişilerin ne dediklerini, ne yaptıklarını, ne düşündüklerini veya hissettiklerini belirlemeye yönelik olarak gerçekleştirilir. Bu sayede kişilerin hangi sosyal ve duygusal zeka yetkinliğini, ne zaman ve ne sıklıkta gösterdikleri saptanır.
Duygusal zeka geliştirilebilir mi?
Dr. Daniel Goleman tarafından kurulan ve çeşitli ülkelerdeki duygusal zeka araştırmacılarından oluşan ’Organizasyonlarda Duygusal Zeka Araştırmaları Konsorsiyumu’ adı altında bir oluşum uzun bir süredir bu sorunun cevabı üzerine çalışıyor. Ben, Konsorsiyum üyeleriyle birlikte, işyerindeki yetişkinlerin sosyal ve duygusal zekalarının artırılmasının başarılabileceğini kanıtlayan programlar üzerine yaklaşık 3 yıl çalıştım. Benzer bir girişim de Şikago’da Illinois Üniversitesi’nde bulunan kardeş firmamız ’Akademik, Sosyal ve Duygusal Öğrenme Birliği’ tarafından başlatıldı. Onlar da, sosyal ve duygusal zekanın okul dönemindeki çocukların akademik performansı, sağlık ve genel duruşunu nasıl etkilediğini araştırıyorlar. Biz de beraber bir sonuca vardık: Sosyal ve duygusal zeka yetkinlikleri hayat boyunca geliştirilebilir. Eğitim ve geliştirme, spor psikolojisi ve davranış değişikliği araştırmalarından çıkan bulgu ile tutarlı olarak bu yetkinlikleri geliştirmek mümkün. Fakat, eğitim programlarında kullanılan tipik metotlar, genellikle ya az verimlidir ya da hiç değişiklik yaratmaz. Çünkü sosyal ve duygusal zeka eğitimi ile kavramsal ve teknik eğitim birbirlerinden farklıdır. Sosyal ve duygusal zeka eğitimi için değişik bir yöntem gerekir. Kavramsal beyinde öğrenme hemen eğitim sırasında oluşurken, duygusal beyinde öğrenme uzun bir süre alır. Eğitimin daha uzun sürmesinin nedeni, hayat boyunca edinilen alışkanlıkların değişmesi ve yerlerine yeni davranış biçimleri oturtmanın güçlüğüdür. Bu nedenle, sosyal ve duygusal zekanın gelişimi mümkündür ama bir gecede olmaz!
Duygusal zekanın iş dünyasındaki önemi nedir?
Belki de sosyal ve duygusal zekanın modern işyerlerindeki en önemli yeri, birçok kilit noktayla alakalı oluşudur. Giderek artan globalleşme nedeniyle stres altında çalışma, ekip içinde başarıyla var olma, özel yeteneklere sahip olma ve başkalarını yönetme gibi yetenekler bu yetkinliklerle direkt bağlantılıdır. Bu nedenle duygusal ve sosyal zekaya dayalı yetkinlikler, iş performansı ve müşteri memnuniyet sonuçları, iş tatmini ve çalışan devir oranı gibi organizasyonel çıktılarla anlamlı bir ilişkiye sahip.
Duygusal zeka nasıl geliştirilir
İlk adım farkındalıktır; sosyal ve duygusal zekanın ne olduğunu ve kendi kişisel güçlerinizin farkında olmanız gerekir. Sosyal ve duygusal zeka gelişimi için izlenebilecek en kısa yol ise belirli bir alanda sahip olduğunuz güçlü yönlerinizi daha da güçlendirmekten geçer. Örneğin, başkalarının duygularını anlama konusunda çok iyi olabilirsiniz, ama bu özelliğinizi sürekli kullanamıyor ya da karşı tarafın duygularına uygun bir biçimde davranamıyor olabilirsiniz. Bu tür yetkinlikler ancak zamanla gelişebilir. Hedef belirlemek de en önemli konulardan biridir. Buna zaman ayırmanız ve ne olmak ya da yapmak istediğinizi belirlemeniz gerekir. Dr. Richard Boyatzis buna ’İdeal Ben’ der ve bu da kişinin ileride kendisini en iyi yaşam şekli ve gayesiyle nerede görmek istediği ile alakalıdır. ’Ideal Ben’e yoğunlaşmak, beynin sol ön lobundaki zarın etkinleşmesini ve harekete geçmesini sağlar. Böylelikle daha olumlu duygular hissetmeye başlarsınız. Bu sayede, engellere rağmen motivasyonumuz azalmaz.
Sadece zeki olmak yetmez
Sosyal ve duygusal zeka ve iş performansı hakkında nasıl düşündüğümüz konusunda dikkatli olmamız gerek. Zannediyorum ki geleneksel zeka ile sosyal ve duygusal zeka arasındaki etkileşim konusunda yanlış anlaşılma sözkonusu. Son dönemde insanlar zeka ve teknik yetkinliklerin gerçekten sosyal ve duygusal zeka kadar önemli olmadığı düşüncesindeler ve bence bu çok talihsiz bir durum. Bu alanda yapılmış araştırma sonuçlarına bakarsanız, zekaya ve teknik yetkinliklere ihtiyacımız olduğunu; bunun yanısıra sosyal ve duygusal zeka açısından da başarılı olmamız gerektiği sonucuna varırsınız. Çok sayıda yönetici ve teknik adamla sık sık çalışıyorum ve bu insanlardan hiçbirinin zekası ortalamanın altında değil. Hatta çoğu son derece parlak insanlar. Fakat, sadece zeki olmak kişinin üstün performans sergileyeceği anlamına gelmez. Benzer zeka düzeyine sahip insanların içerisinde özellikle sosyal ve duygusal zekası gelişmiş olanların iş performansı anlamında diğerlerinin çok önünde olduğunu görürsünüz.
İleride başarının tekrarı demek
CEO’lar ve yöneticiler, sadece sonuçları düşünmemelidirler. Onlar hem sonuçları hem de bu sonuçlara varırken geçtikleri süreci izlemeliler. Çalışanlarla güvenilir ve ahenkli ilişkiler kurmak için sosyal ve duygusal zeka yetkinliklerini kullanmak, ileride başarının tekrarı anlamına gelir. CEO’lar ve yöneticilerin, eğitim, kariyer planlama ve eleman alımı gibi konularda karar verirken de sosyal ve duygusal zekalarını nasıl kullanmaları gerektiğini düşünmeleri gerekir. Sosyal ve duygusal zekanın farkında olmak, lidere liderlik denkleminin hassas tarafı hakkında derinlemesine bilgi sahibi olma imkanı sağlar.
Dr. Robert Emmerling kimdir?
Doktorasını Rutgers Üniversitesi’nde uygulamalı örgütsel psikoloji alanında tamamlayan Emmerling, yetkinliklerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi, üst düzey yönetici koçluğu, 360 derece değerlendirme, yetkinliklerin geliştirilmesine yönelik gelişim programları hazırlama ve bu programların geri dönüşümünün ölçülmesi konularında önde gelen uzmanlar arasında yer alıyor. Emmerling, aynı zamanda danışmanlık firması Competency International’ın kurucu üyesi.
Kaynak: Burcu Özçelik
Hürriyet İK
|