Skip to content
Anasayfa arrow Haber/Duyuru arrow Taciz, depresyon, istifa...
Taciz, depresyon, istifa... Yazdır E-posta
Perşembe, 06 Aralık 2007

Geceleri uyuyamıyorsunuz, gün boyu midenize korkunç kramplar giriyor. Sabahları yataktan kalkar kalkmaz acaba bugün işte bana nasıl davranacaklar diye düşünüyorsunuz. Şefiniz şikâyetlerinizi dinlemek yerine sözünüzü kesip azarlıyor. İçinizden sık sık 'Neden herkes, her şey bana karşı' diye geçiriyorsunuz. Üstelik iş veriminiz düştüğü halde kimse de sizi kovmuyor. Kendinize güveninizi yitirmeye başlıyorsunuz. Sonunda her şeyi tükettiğinizi hissedip istifanızı veriyorsunuz. 'Bunları hak edecek ne yaptım' diye soruyorsanız başınıza gelenlerin tek bir cevabı var. 'Siz bir 'mobbing' mağdurusunuz'.

'Mobbing' saldırma, sataşma, hücum etme olarak Türkçeye çevrile-bilen İngilizce 'mob' kelimesinden türetilmiş. Çalışma ortamındaki 'ruhsal taciz' ya da 'piskolojik terör' anlamında da kullanılan 'mobbing'e karşı ABD ve Avrupa'da çok sıkı önlemler alınıyor. Türkiye'de ise şikâyetler bilinse bile kavram olarak henüz tanınmıyor. İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde mağdurlar 'mobbing center'larda işyerlerine dava açabilecek kadar güçlü bir şekilde örgütlenirken, ABD'de mobbing' den korunmanın yollarını anlatan kitaplar yazılıyor. Çünkü işyerinde ruhsal tacize maruz kalan çalışanlar kısa bir süre sonra psikosomatik hastalıklara yakalanıyor.

Beni terörize etme!
Kelimenin isim babası 10 yıl önce bu konuda çalışmalara başlayan İsveçli psikolog Heinz Leymann. Leymann'a göre Avrupa'da cinsel tacizin bile önüne geçen 'mobbing'in hedefi, bir işyerindeki kişi ya da kişiler üzerinde sistematik olarak baskı yaratmak, bunaltarak işten ayrılma noktasına getirmek. Baskı süresini haftada bir en az altı ay olarak tarif ediyor. Sebep cinsiyetten, yaşa ve iş tecrübesine kadar her şey olabiliyor.

'İyi aile, kötü aile' meselesi
"İşyeri aile dinamiklerinin işlediği bir yer. İyi ya da devamlı çatışmaların yaşandığı kötü bir aile de oluşturabilirsiniz" diyen psikiyatr Doç. Dr. Armağan Samancı, Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde işyerindeki baskı sonucu tedavi gören 20-40 yaş arasında çok fazla hastayla karşılaşmış, psikiyatri hastalarının en çok hangi meslek gruplarından çıktığını incelemiş. Kadınların çoğunluğunu oluşturduğu grupta ilk sırada devlet memurları, bankacılar ve ev kadınları bulunuyor. Türkiye'deki hiyerarşik düzenin aileye otomatikman da işyerindeki gruplara yansıdığına dikkat çeken Samancı, kadınların hep an-layışlı ve taviz veren bir konumda görülmek istendiğini söylüyor. "PTT memuru bayan bir hastam vardı. İşten şikâyetleri artınca işe gitmemeye başlamış. Ceza almış, soruşturmalardan geçmiş, bu sıkıntıları aile ilişkilerine yansımıştı" diyen Armağan Samancı, kadınların psikolojik çöküntüyü ilaç tedavisiyle atlatmaya çalıştığını, erkeklerin ise alkole sığındığını gözlemlemiş.

'Mağdur' psikolojisi
Kişilik bozukluğu olan insanlar Türk toplumunun yüzde 10'unu oluşturuyor. 'Mobbing' mağdurları kolay pasifize olabilen, güçlü hissettirmeyen, baskıya bir şekilde maruz kalmış kişiler.

Uygulayanlar ise çoğunlukla üst düzey yönetim kademesinde çalışanlar. Ancak aynı kademedeki çalışanlar arasında da görülebiliyor. Çocukluğunda ya da gençliğinde tıpkı hedef aldıkları kişi gibi yine baskı görmüş oluyor. Kendi çatışmalarını kendi içinde görmek istemeyip başka bir grubun üzerinde çözmek istiyorlar. Doç. Dr. Samancı'ya göreyse psikolojik terör uygulayan kişilikler arasında başa çıkılması en zor olanı narsisistler. Çünkü devamlı takdir edilmek istiyorlar. Sınır kişilikler ise dalgalı. Sabah dediğiyle akşam dediği birbirini tutmadığı için bunu kullanarak üst konuma gelmeleri daha kolay.

Mağdurların kurtuluş yolu ise profesyonellik. Yani si- ze baskı uygulayanın duygusal profilini iyi bilmeli, sizi hangi alanlarda çatışmaya sürüklediğini gözlemlemelisiniz. Böylece kendi savunma mekanizmalarınızı değiştirerek bir anlamda baskı uygulayanı sınırlayabilirsiniz. Samancı, İstifa yerine ise daha iyi şartlarda bir konum ayarlayıp oraya geçiş yapmayı tavsiye ediyor.

Doç. Dr. Samancı "Özellikle de ekonomik krizin yaşandığı Türkiye şartlarında işyerlerindeki ruhsal taciz gittikçe artıyor. Ama bu durum çalışanlarca kanıksanıyor ve şikâyet konusu olmuyor. Herkes bu duruma katlanıyor. Uygulayan tarafsa bunu kullanıyor" diyerek hayatın pek çoğumuz için kolayca bir kaos haline dönüşüverdiğini söylüyor.

'Mobbing' aşamaları

  • Küçük sözlü sataşmalarla iş ortamındaki 'ayağı kaydırılacak' kişinin dayanıklılığı test ediliyor.
  • Eğer kurban pasif kalırsa sürekli sözlü taciz, hakkında dedikodu çıkarma, toplantılarda söz hakkı vermeme ya da azarlama yoluyla bastırılma gibi durumlara maruz kalıyor. Böylece kâbus başlıyor.
  • Tacizi uygulayan iş arkadaşlarıysa, 'mobbing'mağdurunun durumu bir üst kademeye şikâyet etmesi ortamdan dışlanmasına neden olabiliyor.
  • Yetkilerin kısıtlanması, saf dışı bırakmak için geliştirilen sistemli taktikler (en az altı ay süreyle) karamsarlığa ve hata üstüne hata yapmaya yol açarak iş veriminin düşmesine neden oluyor.
  • Sosyal iletişimin bozulması, yönetimle ve iş arkadaşlarıyla aranın bozulması depresyona sokuyor.
  • Psikolojik saldırı özellikle bayanlarda aktif veya pasif cinsel tacize kadar uzanabiliyor.
  • Ruhsal çöküntü, kendine güvensizlik, değerlerin yitirilmesi ve tahammülün kalmaması.
  • Son adım: İstifa etmek.

ÖZGE TURUL
http://www.radikal.com.tr/2001/01/22/yasam/01tac.shtml

 
< Önceki   Sonraki >
 

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM