Skip to content
Anlayana... Yazdır E-posta
Cumartesi, 03 Mayıs 2008

Konuştuk, tanıştık, tanıştırıldık, paylaştık, dinledik, öğrendik... Sizler de -eğer katılma fırsatını bulamadıysanız- muhtemelen bugünlerde tüm sektörel gazete ekleri ve dergilerde bunları bolca okuyacaksanız. Bu nedenle ben şimdi “Falanca şundan bahsetti, filanca o konuyu gündeme getirdi” diye yazmayacağım. Sadece İK Zirvesi’nin star konuşmacılarından biri olan Dave Ulrich’den bahsetmek zorundayım. Ama zirvede yaptığı sunumla değil, başka yönleriyle. İK’cıların gurusu ta buralara kadar gelmiş, getirilmiş... Bir İK gönüllüsü olarak sponsoru JTI’a ve Management Center Türkiye’ye teşekkür etmem gerekiyor tabii.

Ulrich,  HR Magazine tarafından son iki senedir ‘İnsan kaynakları alanındaki en önemli kişi’ seçiliyor. Daha bir sürü dergi ve kurum yıllar boyunca benzeri unvanları uygun bulmuş ona. İnsan kaynaklarının bir gider kalemi değil, değer yaratan unsur olarak görülmesi gerektiğini yıllar önce söylemeye başlamıştı. Ama bunu sadece şirket yönetimlerine değil, kafalarını kuma gömmüş İK’cılara anlatmaya çalıştı. “Adınızı personel yönetiminden, insan kaynaklarına çevirirken, zihninizi de değiştirmek, bu arada değer yaratmak zorundasınız. Ve bu değeri sizin değil, hizmet verdiğiniz kişilerin tanıması gerekir. Sizce harika sistemler kurabilirsiniz, ama kimse değer vermeyebilir” dedi yıllarca.

Çoğu İK’cının yönderi Dave Ulrich, Michigan Üniversitesi’nde işletme profesörü aynı zamanda. Kahpe kader, ben eşimle orada ‘sabbatical’dayken (kariyer molası), Dave Ulrich de kendi ‘sabbatical’ını başka bir yerde kullanıyordu! O sene içinde, defalarca -umut işte- işletme bölümünün uzun koridorlarından heyecanla yürüdüm, odasının kapısını çalıp, hiç açılmayan kapıdan geri döndüm. Bu kez burada, İstanbul’daki bu zirvede,  JTI standında kitabını imzalarken ona kısaca bu umut ziyaretlerimi anlattım. Gözümün içine bakarak dinledi, “Çok üzgünüm” dedi: “Lütfen, bana şu adresten ulaş, istediğini sor, yaz.”
Belki, o özel e-mail kutusunu da asistanı yönetiyor. Belki yazsam cevap da gelmeyecek ama ben, o “Üzüldüm” derken gerçekten üzüldüğüne inandım. Kitaplarını imzaladığı herkesin gözünün içine bakıyordu. İşte, ‘karşımızda gerçek bir insan yöneticisi’ dedim. İletişimine bu kadar dikkat eden, karşısındakini adam yerine koyan, bunu samimiyetle yaptığını hissettiren, en azından ilk izlenimini doğru yöneten biri.

İLETİŞİM NEDİR?

“İletişim” demişken, Ulrich’in zirvedeki konuşmasından bir notu iletmek gerekir. Hayır, sunumdan, aktardığı konudan bir detay değil, onları -en başta yazdığım gibi- başka sayfalara, köşelere, dosyalara bırakıyorum. Sunumuna dahil olmayan, belki de farkında olmadan verdiği bir mesajdan bahsediyorum, anlayana... Ulrich, konuşmasına başlarken izleyici profilini anlamak için mini bir araştırma yaptı.

- Kaç kişi insan kaynaklarında çalışıyor? Ellerinizi kaldırabilir misiniz?
- ... (çoğunluk elini kaldırdı)
- Peki, diğer katılımcılar hangi iş alanlarından acaba? Siz bayım?
- İletişimciyim.
- Sizin için üzgünüm. O iş dalını İK’cılar ele geçirdi.
“Ah, keşke” dedim. Adamcağız nereden bilsin, bizde çoğu İK’cı duyuru-bildiri-genelge dışında iletişim nedir bilmez, iletişimcilerin çoğu da çalışanları özenle ihmal edip hep dışarıya iletir de iletir...

 
Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM