Skip to content
Anasayfa arrow Yazarlar arrow İdil Türkmenoğlu arrow Babadan Kalma Öğütler
Babadan Kalma Öğütler Yazdır E-posta
Pazar, 02 Aralık 2007

Yine bir toplantıdan çıktım; hem de gönüllü iş. Tam üç saat sürdü; sürdü ama bitemedi. O olmazmış, bu yapılamazmış. Yapılabilecek olanlarınsa, ne olursa olsun, onaylatılması lazımmış. Onay almak için falanca hazırlık gerekirmiş. Ya ötekiler ne dermiş? Sonra öbürü de görmeliymiş. Bunları acaba kim yapsaymış? Ama, kim yaparsa yapsın, falanca işten sonra, filanca zamandan önce olmazmış. Resmen, havanda su dövdük.

Olgun, eğitimli ama en önemlisi deneyimli kişilerin böyle toplantı ve bürokrasi tuzaklarına düşmesi nasıl açıklanabilir? Yıllardır, herkes “Aman, bunlara dikkat” kitapları yazıyor, konuşmaları yapıyor, eğitimlerini veriyor. Neden çoğunluk hâlâ ders almıyor? Nerede şu bilinçli profesyoneller?

DEJAVU

M. Mete Akidil, babam, otuz küsur senedir profesyonel yöneticilik yapıyor. Yaklaşık 25 yıl önce, iş ve yönetim üzerine aldığı notları Holding/Buzdağı adlı bir hikâye haline getirmişti. Bu süre içinde müşteri hizmetlerinden teknolojiye, satış yöntemlerinden reklama birçok fonksiyon değişti, gelişti ama “insan ve davranışı”, klasik yönetim sorunları tekrar ediyor.
Bakınız e-posta, internet ve power point sunumlar öncesi zamanlarda, ürüne “mamul”,  hataya “kusur” denilen günlerde, durum bugünkünden pek farklı değilmiş. Kraldan çok kralcı ara yöneticiler yine varmış. Gereksiz detaylar raporlanır, bilgilendirme toplantıları günleri alır, iç işleriyle uğraşanlar fırsatları kaçırırmış:

KUMDA OYNAYANLAR

“…Ağabeyler, dereden tepeye, iğneden ipliğe, holdingdeki her şeyi bildikleri veya bilmek zorunda oldukları, havasında ve kanısındaydı. Ağabeyler her bir mamulün vidasından başlayıp, reklamlardaki detaylara, hurda satış fiyatlarından, iş elbiselerinin rengine kadar her şeyi bilmeye kendilerini mecbur hissediyor ve her konuda ahkam kesmeye hazır bulunuyorlardı... Bunun sebebi, belki de, holding sahipleri kendilerine bir şey sorduklarında, onlara derhal cevap vererek üstün hafızalarını ve olaylara hâkimiyetlerini ispat etmekti. Veya "Bu işleri yalnız biz biliriz, başkasına sormaya gerek yoktur" mesajıyla kurucuların kendilerinden başkasıyla temasını önlemeye yönelik bir gayretti.

Her neyse...

İşin en sağlamı bütün bilgilerin yazılı ve imzalanmış şekilde holdinge gönderilmesiydi. Böylece kendilerinden değil, yetersiz veya kusurlu, bilgisiz, tecrübesiz, kendilerinin yönlendirmesi olmadığı takdirde hiçbir şey yapamayacak kadar yeteneksiz, alt kademe yöneticilerden bilgiler aktarılıyordu. Hataların veya yanlış bilgilerin sorumluları kesinlikle tespit edilebiliyordu.

Periyodik raporlar haricinde, haftalık, günlük, hatta saatlik istenen bilgiler sebebiyle holding, adeta bilgi ishaline tutulmuştu. Her taraftan yağan kâğıtlar, fakslar, teleksler, değil inceleyip bir hükme varmayı, bu belgeleri zımbayla delip dosyalara yerleştirmeyi dahi imkânsız kılıyordu. Artık değil haftalık, saatlik gecikmenin bile önemli olduğunu anlamaları gerekiyordu... Anladılar mı dersiniz? Hayır! Onlar, kumda oynamaya devam ediyorlardı...”

Çok yaşa baba! Birçok yerde aynen öyle oluyor, halâ…

Kaynak: insankaynaklari.com

 
< Önceki
 

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM