Bazı şirketlerde ve mutlaka Hollywood filmlerinde, yeni çalışanları çok hoş karşılarlar. Masası, telefonu, e-mail kutusu hazırdır. İnanır mısınız, kartviziti bile basılmıştır. Kahramanımız masasında güzel bir çiçek üzerine iliştirilmiş 'hoş geldin' notu bulur. Tanışma ve alışma haftası programlanmıştır. Bir şirket abisi ya da ablası tutar elinden, yemekte bile yalnız bırakmaz. Açıkçası bu tür bir karşılamadan iki kez bana da yapıldı. 15 yılda, 11 şirkette sadece iki yerde.
Gerçekte, eğer şanslıysanız işinizin ilk gününde, ama çoğunlukla ilk hafta boyunca, başkasının masasından telefon edersiniz. Giriş kartınızın, kırtasiye malzemelerinizin peşinde koşarsınız. Arabanızı nereye park edeceğinizi bilemez, yer ayarlanana kadar orada burada yer kapmaya çalışır veya -varsa- otoparka bırakır, inanamayacağınız ücretleri ödersiniz. Öğle yemeğinde kaç kap yemek alma hakkınızın olduğunu deneye yanıla öğrenirsiniz. Binada kaybolursunuz. Kilidi çalışmayan tuvalette kilitli kalarak, yanlış yerde sigara içip yangın alarmlarını çalıştırarak herkese rezil olursunuz.
Başınıza gelenlerin sadece size karşı yapılan, planlanmış şeyler olmadığını düşünerek rahatlayın. “İş teklifi sırasında, bunları yeterince açık konuşmamışım” diye kendinizi suçlamayın. Olanlardan korkup 'burası doğru yer mi acaba?' düşüncesine kapılmayın. Rahatlayın. Tamamen sistemler yüzünden başınıza geliyor bunlar, rahat uyum sağlamak için bazı taktikleri uygulamak gerekecek, o kadar.
ANAHTAR PERSONEL
İlk günlerde rahat edeceğiniz şeyler giyin. İçinde güzel hissettiğiniz ama çok da giydiğiniz, alışık olduğunuz kıyafeti seçin.
Bence, çok göze batmayın. Kendinizi ilk günden göstermek zorunda değilsiniz. Her şeye, her lafa karışmayın. Sizden hemen performans bekliyor olamazlar. Sizin çok iyi bulduğunuz bir fikir, orada çoktan bayatlamış olabilir. Ayrıca o kurumun iklimini, yani kişilerarası dengeleri bilmeden çok ileri atılmamakta yarar var.
Anahtar personelle tanışın. Onlar, idari işler ve bilgi işlem personeli ve sekreterlerdir. Ulaşım, tedarik, yemek, santral, güvenlik, ofis malzemeleri, çay gibi yaşamsal şeyler onlardan sorulur. Hayatınızı kolaylaştıracak çözümleri getirir bu yeni arkadaşlarınız.
Alteratif öğle yemeği planı yapın. Ya ilk günlerde birlikte yemeğe gidecek birini bulamazsanız? Yemekhaneye inip yalnız başınıza sistemi keşfetmek ister misiniz? Yalnız oturmaktansa birinin yanına gidip tanışabilirsiniz tabii. En iyisi çantanıza bir sandviç atın, zorda kalırsanız masanızda oturup yersiniz.
OPTİMİST OLUN
Yazılı olmayan kuralları öğrenin ve sorular sorun. Doğru sorularınız size zaman kazandıracak, işe uyumunuzu hızlandıracak. On birinci işyerimde öğrendiğim kurallardan biri: İstediğiniz bardağı alamazsınız, çay ocağında her birinin bir sahibi vardır. Sizden eski çalışanların keşfettikleri, günlük hayatı kolaylaştıran ipuçlarını akıl defterinize not edin. "Asansörün dakikalarca gelemediği durumda hangi merdiven kullanılır, tostçunun telefonu nerededir, kim kendisine 'hanım'sız, 'bey'siz hitap edilmesinden hoşlanmaz?" gibi yanıtını bilseniz 'iyi olur' türünden sonsuz sayıda soru var.
Ve en önemlisi, optimist olun. Kendinize güvenin ve gülümseyin. Bu zor günler geride kalacak. Unutmayın, siz o ciddi işe alım sürecini aşarak geldiniz. Başardınız, ve henüz sizden beklenenleri yapmaya yeni başlıyorsunuz. Kendinize güvenin. Gülümseyin, sanki ilgi gösterilmeyen, bir kenarda unutulan kişi siz değilmişsiniz gibi, moraliniz hiç bozulmamış gibi. Sizi mutsuz görmek isteyenleri, “Keşke burada olmasaydım” dediğinizi duymak isteyenleri şaşırtın. Bol şanslar!