Skip to content
Anasayfa arrow Yazarlar arrow İdil Türkmenoğlu arrow Kahraman temizlikçi
Kahraman temizlikçi Yazdır E-posta
Cumartesi, 04 Ekim 2008

Gerçek bir hikâyem var. Maalesef şu anda kaynak gösteremeyeceğim, nerede okuduğumu da tam olarak hatırlamıyorum. Ama kaynağını bulmayı beklemeden anlatmak zorunda hissettiğim bir hikâye bu. Bir hastanenin temizlik görevlisi hakkında. Tam da “Çok ihtiyacım var” deyip iş beğenmeyenlerle, Ramazan’ı da bahane edip işini aksatanlarla, hiçbir inisiyatif almadan sürekli talepte bulunanlarla bolca karşılaştığım geçen haftayı, bu müthiş görevlinin hikâyesiyle noktalamak istiyorum.

Amerika’da bir hastanenin bitkisel hayattaki hastalarından oluşan koğuşunda geçiyor öykümüz. Rutin olarak koğuştaki sabah kontrolünü yapan hemşirenin gözüne alışık olmadığı bir şeyler batıyor. Ne olduğunu pek çıkaramıyor. Zaten ne olsun ki, bu koğuştaki hastalar bile belki yıllardır gözlerini kırpmamıştır!

Sonra birden fark ediyor. Biri tabloların yerini değiştirmiş, sağ duvardakiler sola, soldakiler sağa geçirilmiş. Biraz araştırınca, bu işte o katın temizlik görevlisinin parmağı olduğu anlaşılıyor. Adam şöyle diyor: “Bu hastalardan ya bir şeyler algılayan varsa; sabit olarak baktıkları objeleri değiştirmem onlara iyi gelir diye düşündüm.”

Kariyer konusunda araştırmalar yapan bir bilimadamı, aynı temizlik görevlisiyle derinlemesine mülakat yapıyor ve adamın ‘işine bakış’ını sorguluyor. Temizlik görevlisi, “Bu hastanedeki en önemli kişilerden biri benim” diyor: “Ben yeterince iyi olmazsam, hijyeni sağlayamazsam, ne ameliyathanenin önemi kalır, ne de cerrahların.”

İŞ-KARİYER-VAROLUŞ SEBEBİ

Enteresan bir araştırma sonucuna rastlamıştım. Hangi meslek olursa olsun, o meslek grubundaki insanların kabaca üçte biri işini sıradan bir iş gibi görüyor. Üçte biri ‘kariyer’ ve kalan üçte biri ise ‘çağrı/tutku/varoluş sebebi’ olarak tanımlıyor yaptığı işi. Tam burada işi, kariyeri ve çağrıyı kısaca tanımlamalıyız. İş, bunlar arasında en net olanı. Şu anda, çoğunlukla para kazanmak için yaptığınız çalışma; bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yaptığınız etkinlik, iştir. Kariyer, bir işte ya da meslekte ilerlemek; ardı ardına yapılan görevler zinciri demektir. Çağrı ise var olma sebebimiz, içimizden gelen ses, derin çalışma tutkusudur.

Yukarıdaki araştırmaya göre doktorların da, şoförlerin de, mühendislerin de, temizlik görevlilerinin de kendi içlerinde işlerini sadece iş, kariyer ya da çağrı olarak görenlerin oranı birbirinin yaklaşık olarak aynısı. Üçte bir. Üçte bir. Üçte bir.

İnsanın yaptığı işi nasıl gördüğü elbette davranışlarından belli oluyor. Ayrıca buna bağlı olarak ne kadar bağlı olduğu, izin kullanımına nasıl baktığı, mutluluğu/mutsuzluğu, neyle motive olduğu (vs.) da değişiyor. Örneğin, yaptığı işi  sadece ‘iş’ olarak görenler daha çok ‘para’yla motive oluyor, kariyer peşinde olanlar ‘terfi’lerle, çağrısının peşinden gidenler ise ‘yararlı olma düşüncesi’yle.
Öğrenci olsaydınız işini nasıl gören bir öğretmenle karşılaşmak isterdiniz? Ya da hastanede karşınıza çıkan doktoru, şirketinizin resepsiyonistini, satış temsilcinizi nasıl görmek isterdiniz?
İnsanın varoluş sebebini bulabilmesi ve bu konuda çalışma imkânı olması bir nimet. Kendini ve işini keşfetmiş elemanlar bulmak ise daha büyük bir nimet! İşe alım görüşmelerinde sorulup da cevabı aranan falanca senelik deneyimden, babasının yaptığı işten, askerlik durumundan çok çok daha önemli bir konu bu! Sizce?

 
< Önceki   Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM

g@zete Üyelik

Aylık e-g@zetemizi almak için aşağıdaki formu doldurunuz..