|
Araştırma şirketi BCG'nin 83 ülkeyi kapsayan İK raporundan Türkiye ile ilgili ilginç sonuçlar çıktı. Buna göre Türkiye, Avrupa ülkeleriyle benzer şekilde yetenek yönetimi, eğitimin planlanması ve iş - yaşam dengesi gibi konularda kendini geliştirmeli.
Almanya'da 50 binden fazla mühendis açığı var. Hindistan ilerleme hızını elinde tutamadığı finans ve bilişim sektörleri için daha çok uzmana ihtiyaç duyuyor. Çin, deneyimli yönetici arıyor. Güney Afrika'nın maden ocaklarının işletilmesi ve inşası konusunda başı belada. ABD'deki hastanelerin ise yıllardır hemşire başta olmak üzere sağlık personeli ihtiyacı devam ediyor. Dünyanın dört bir yanındaki bu ülkelerin gösterdiği farklı gereksinimler, günümüzde yeteneğin doğru zamanda doğru yerde kullanılmasının her zamankinden daha kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Her ülkenin ihtiyaçları; yaş, halka arz, özelleştirme ve yabancı sermaye dağılımına göre çeşitlilik gösteriyor. Peki özellikle son beş yıl içinde insan kaynağının doğru değerlendirilmesi konusunda her zamankinden daha hızlı değişim süreci yaşayan dünyada Türkiye, nasıl bir konuma sahip? Bu sorunun yanıtı geçen hafta Londra'da düzenlenen bir toplantıda masaya yatırıldı. Araştırma şirketi The Boston Counsulting Group (BCG), şirketlerin insan kaynaklarının önemini daha iyi anlaması ve bu alanda yapılacak çalışmaları daha kolay ölçümleyebilmesi amacıyla yaptığı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. İnsan kaynakları alanında yapılan ilk global araştırma özelliğini de taşıyan rapor 2015 yılına kadar İK konusunda ülkelerin karşılaşacakları problemleri ve geliştirilmesi gereken yönleri konu alıyor. İnternet üzerinden şirket yöneticileri arasında yapılan ve 83 ülkeyi kapsayan araştırma için yönetim yeteneği, temel İK aşamaları, servislerin geliştirilmesi ve outsource edilmesi, liderliğin geliştirilmesi, İK ve çalışan performans ölçümü, kültürel bütünleşme ve yönetim değişimi başta olmak üzere 17 konu başlığı ve bu başlıklarla bağlantılı 194 olası gelişme göz önünde bulunduruldu. 4 bin 700 profesyonele yönetilen soruları yanıtlayanların yüzde 54'ü ise üst düzey yönetici. Teknoloji, finans, hizmet sektörü, sağlık, enerji, otomotiv, kimya, turizm ve medya başta olmak üzere yaklaşık 15 sektörün mercek altına alındığı raporda, analizler ülke ve bölge bazlı gruplandırıldı.
Avrupa'da değişim zamanı!
Türkiye'nin de içinde bulunduğu Avrupa bölgesi dağınık bir kıta olmasından dolayı oldukça farklı verilere sahip. 500 milyonluk nüfus, şirket büyüklükleri ve şubeleşme de göz önüne alındığında toplam ciroları 14.5 trilyon doları aşan bir ekonomi ortaya çıkıyor. 23 farklı dilin kullanıldığı kıtada yeteneği yönetmek ve yaşlanmaya dayalı yönetim grafikleri geleceğin en önemli konuları olarak karşımıza çıkıyor. Kıta geneline bakıldığında değişim yönetimi ve kültürel uyum, eğitim organizasyonlarını gerçekleştirmek ve iş-yaşam dengesi gelecekte iyileştirilmesi ve üzerinde çalışılması gerekli alanlardan. Avrupa'da öne çıkan yeteneği yönetmek sorunu ise gittikçe önem kazanan unsurlardan. Yetişmiş personel ihtiyacı, branşlaşmaya olan ihtiyacı da şiddetlendiriyor. Örneğin Almanya'da 2006 yılında 50 bin mühendis pozisyonu doldurulamadı.Yine Avrupa için ortak başlık olarak öne çıkan fakat ülkelere göre değişim gösteren diğer bir alan çalışan istatistiklerinin yönetimi konusu.
Türkiye'nin yolu açık
Türkiye'ye bakıldığında ise araştırmadan çıkan sonuçlar oldukça şaşırtıcı. Çünkü Türkiye'den 24 şirketin katıldığı araştırmaya göre 2015 yılına kadar yetenek yönetimi, uluslararası yönetim, liderlik yönetiminin geliştirilmesi, eğitim organizasyonlarını planlanması, çeşitlilik yönetimi, iş/yaşam dengesi ve insan kaynakları uygulamalarının outsource edilmesi gibi uygulamalarda Avrupa ülkeleriyle eş bir gelişim sorunu yaşanıyor. Yani özetle Türkiye'nin İK uygulamalarını model aldığı ülkelerden bir eksiği yok! PricewaterhouseCoopers İnsan Kaynakları Danışmanlığı Bölüm Yöneticisi Murat Demiroğlu, rapora bakıldığında Türkiye'nin İK alanında geliştirmesi gereken yönlerinin Avrupa ortalamasıyla ciddi bir benzerlik gösterdiğinin altını çiziyor. Demiroğlu, "Türkiye'nin içinde bulunduğu tablo ile Avrupa genelinden çıkan sonuçlar birbirine oldukça paralel. Her ikisi de yetenek yönetimi ve liderlik gelişimi konularına yönelmeli" diyor. Demiroğlu'na göre Türkiye, Avrupa'dan değişim ve kültürel dönüşümün yönetimi konusunda daha avantajlı. Çünkü işgücünün genç olması ülkeyi Fransa ve Almanya'dan daha şanslı bir konuma getiriyor. Bu ülkelerde genç nüfuskıtlığı ve sosyal güvenlik sistemine yaptıklarıkatkının azalması demografinin yönetimini zorunlu hale getiriyor. Yaş nedeniyle bir sıkıntı çekmeyen Türkiye'de genç nüfus önemli bir artı. Tabii tablolarda da işaret edildiği gibi eğitim olanaklarının geliştirilmesi ihtiyacının tamamlanması halinde.
Y Kuşağı avantajı
İş yaşam dengesi de özellikle 1980 sonrası doğanlarla yani Y jenerasyonunun çalışmaya başlamasıyla Türkiye için önemli bir konu başlığı haline geliyor. Demiroğlu, "İş/yaşam dengesi yeni neslin beklentileri düşünüldüğünde Türkiye açısından geliştirilmesi gereken bir süreç. Bu kuşak çalışmaktan çok tüketmeye odaklanıyor. Doğal olarak işle ilgili farklı beklentiler içine giriyor. Dolayısıyla özel hayatlarının işe yansıması anlamında bir denge kuruyorlar. Bir önceki kuşakta çalışmaya odaklı bir sistem varken yeni kuşakta bu yok. Bu başlığa dikkat etmeliyiz" dedi. Türkiye'nin şu anda en güçlü olduğu yönler ise insan kaynakları uygulamalarının stratejik bir ortağa devredilmesi, performans yönetiminin geliştirilmesi ve organizasyonların yeniden yapılandırılması olarak sıralanıyor. Ancak çıkan bu sonuç Demiroğlu'na göre çok da isabetli değil. Demiroğlu, "Stratejik ortağa yük devredebilmek için önce bir stratejinizin olması gerekir. Türk şirketlerinde olmayan şey bu. Ekonomi çok genç ve hala fırsatlarla dolu. Bu yüzden daha yayılmacı bir politika hedefleniyor. Gelen yabancı şirketler de aynı yolu izliyor" dedi. İnsan kaynakları işlemlerinde uzmanlık da Türkiye'nin geliştirmeye çok ihtiyacı olmayan alanlardan. Yönetim değişikliği ve kültürel adaptasyon ise çok acil olmasa da orta vadede iyileştirilmesi gereken noktalardan. Türkiye, rapora göre insan kaynakları ve performans ölçümü, sosyal sorumluluk projelerinin yönetilmesi, işe alım ve çıkartma arasındaki denge ve çalışan sadakatini artırma gibi konularda sınıfta kalmıyor ama orta vadede ilerleme göstermek zorunda. Türkiye'den araştırmaya katılan şirketlerin profili, ölçekleri ve sayısı göz önüne alındığında toplanan verilerin gerçekteki resmi temsil eden nitelikler taşıyıp taşımadığı elbette tartışılır. Nitekim BCG'nin araştırmayı yöneten direktörü Andrew Dyer da dünya geneline bakıldığında Türkiye'nin ciddi bir farklılığı olmadığına işaret ederek, Türkiye'den alınan verileri Personel Yonetimi Derneği (PERYÖN) aracılığla temin ettiklerini belirtiyor. Dyer, "Türkiye'den yalnızca 24 şirketin katıldığını düşünürsek tabii ki bu durum tüm şirketlere ait genel bir tablo ortaya çıkarıyor diyemeyiz " diyor.
Takdir Kuzey Amerika'ya
Kuzey Amerika'da ekonomi bazlı ilerleyen bir İK sistemi göze çarpıyor. Bölgede en çok iş yapan Silikon Vadisi'den Wall Street'e kadar teknoloji bazlı çalışan tüm şirketler çalışanlarıyla aralarında iyi bir ilişki kurmak için oldukça yaratıcı bir çaba sarf ediyor. Şu anda çalışan kesimin yaş ortalaması 65 olan Kanada gibi ülkelerdeki yaş ortalamasının 2035 yılında yüzde 24 daha da artacağı göz önüne alındığında ortaya çıkarttığı tablo, yeni bir aksiyon almayı da zorunlu hale getiriyor. Bu yüzden birçok şirket, operasyonlarını Çin ve Hindistan gibi düşük maliyetli ülkelere taşımayı tercih ediyor. Kuzey Amerika'da yönetim becerisi, yaş grafiklerinin yönetilmesi ve iş yaşam dengesinin yönetimi 2015 yılına kadar öne çıkacak başlıkları.
Latin Amerika'da problemler
Geçen birkaç yılda Latin Amerika'da ekonomiler düzenli bir şekilde büyüdü. Bu nedenle bölgedeki insan kaynakları uygulamaları daha çok yerel tarza dönük. Bölge için hayati önem taşıyan ise iki önemli faktör var: İş yaşam dengesi ve yönetim yeteneği. Avrupa ve Kuzey Amerika'daki birçok şirketle ortak başlık gibi dursa da kültürel alışkanlıklara bakıldığında evde zaman geçirmekten hoşlanan bölge insanının bazı alışkanlıklarını değiştirmesi çok zor. Sosyal sorumluluk projelerinin yönetimi ve liderliğin geliştirilmesi ise üzerinde durması gereken konulardan.
Gelişen Asya
Çin, Hindistan, Endonezya, Tayland ve Vietnam gibi ülkelerin dahil olduğu bu bölgede yetenek yönetimi geliştirilmesi gereken bir konu. İş yaşam dengesi, eğitim organizasyonlarının geliştirilmesi ve liderlik yönetiminin gelişimi de önem taşıyor.
Kaynak: İpek ALPKÖKİN
Sabah Gazetesi- İşte İnsan Eki
|