|
Duygusal saplantılar, işteki fonksiyonelliğinizi etkileyebilir ve uzun dönemde kariyerinize ket vurabilir.
Özbilinç – başka bir deyişle kimliğimize yansıyan ve davranışlarımıza odaklanan olağan üstü insani kapasitemiz, büyük başarıların kaynağıdır ama aynı zamanda bu, birçok yanılgının da kaynağı olabilir. Her şeyi kişisel olarak yorumlamak, özeleştirinin boyutunu aşmak ya da kendi içgüdülerimizden kuşku duymak muhtemel yan etkilerdir. Yenilgiye meydan veren bu eğilimler kişisel yaşamınızı zorlaştırabilir ama aynı zamanda işinizde daha iyi işlev görebilmenizi sağlayacak gözle görünmeyen büyük ve geniş kapsamlı etkileri de olabilir.

Bir pazartesi sabahı güne başladığınızda özel hayatınızı arkanızda bıraktığınızı düşünebilirsiniz ama duygusal olarak bakınca, bu çok da basit değildir. Hem yaptığınız iş hem çalıştığınız ortam sizin bir parçanız haline gelir. Kendi duygularınız, kimliğiniz kaçınılmaz bir şekilde işiniz sırasında sizi kuşatır.
Çalışmanın, kendiniz ve işvereniniz arasındaki işgücü pazarlığı için net para anlamına geldiği düşüncesine kapılırsanız, bu gerçekten duygusal bir karmaşa halini alır. Kaçınılmaz olan işinizin kendi içinde psikolojik dinamikler barındırıyor olmasıdır – çalışma arkadaşınız hakkında düşündükleriniz, ne yapacağınızın size söyleniyor olmasıyla ilgili duygularınız, kabiliyetiniz doğrultusunda kendinize duyduğunuz saygı ve özgüven gibi dinamikler. Ağır işçi, kendini işine adamış bir işçi ve kontrolü elinde bulunduran bir çalışan olabilirsiniz ama bu, görev başında rol yapmaksızın, mizacınızı ve duygularınızı koruyabileceğiniz anlamına gelmez.
Biz ise bilinçli bir şekilde ya bunun farkına varırız yada varamayız, “Çoğumuz çalışma ortamını aile ortamıyla eşdeğer görürüz.” şeklinde bir ifade psikiyatrisi Doktor Mark Goulston’un yazarlığında çıkarılmış olan “İşinizde kendinize yol açın ve başkalarına da bunu yapabilmesi için yardım edin” adlı kitapta yer almıştır. Bu inanış; kendini her an savunmaya hazır tutmak veya aşırı alıngan olmak; lafını esirgememek yada meslektaşlarının kendisi gibi düşünüp düşünmediğini sorgulayıp bu konuda endişelenmek gibi farklı davranışları teşvik etme eğilimi olan bir inanıştır.
Bu eğilimlerin bazılarının farkına vararak ve ortaya çıkış noktalarının ne olduğunu anlayarak onlardan kaçınabilirsiniz.
Bu kitapta Goulston, özellikle sık görülen bazı kötü alışkanlıklardan kaçınmanıza yardımcı olacak bir takım önerilere yer vermiştir.
Ertelemek: İnsanlar karar vermeye yönelik sorumluluk almaktan korktuklarında, olabilecek bir etkinin yönünü belirlemekten ve sonunda başarısız olmaktan duyulan korku karşısında erteleme yoluna başvururlar. Ertelemeyi seçenler sırtları duvara çarpana kadar beklerler ve korkularını geri itip adrenaline kapılarak hareket eder sonrasında işi tamamlarlar. Ama işten yana duyulan sıkıntı – ıstırap ve devamlı stres yorgunluk verir.
Bu duruma karşı ne yapılır: Goulston’un tavsiyesine göre işinize yönelik direkt can alıcı, öncelikli olarak kaçındığınız iki durumu ele alın ve öncelikle onların üstesinden gelin. Öncelik verdikleriniz ikiden daha fazla olmamasına rağmen önceliği olmayan durumlar da dahil kendinizi her durumdan kaçınmaya yönelik olarak ayarlayacaksınız.
Muhalif Olmak: Eğer çalışma arkadaşlarınızın devamlı bir şekilde ayağınızı kaydırmaya çalıştığını ve onlarla karşılıklı konuşmalarınızın çoğundaki imaların da bu yönde olduğunu hissediyorsanız, aynı zamanda hisleriniz, onların haklı sizin ise haksız göründüğünüz yönünde ise taraf başka bir deyişle muhalefet olma mücadelesi veriyor olabilirsiniz. İnsanlar sizinle aynı fikirde olmadığı zaman, onların herhangi bir kabahat işleme gibi niyeti olmasa da saldırma eğiliminde olabilirsiniz.
Bu duruma karşı ne yapılır: Diğer insanların sizi bir saldırgan olarak gördüğünün farkına varın. Eğer çalışma ortamınızda sık sık tartışma eğiliminde olduğunuz birkaç kişi varsa şu soruyu sorarak konuyu açıklığa kavuşturabilirsiniz: “Aynı fikirde olmadığımızda, hatalı olduğumu veya doğrudan kendinin hatalı olmadığını açıklamaya çalışıyor musun?” Bu sorudan sonra sizi tahrik etme yada fikirlerinizi değiştirme amacı gütmeyen az da olsa birkaç kişi bulabilirsiniz.
Zamanı Boşa Harcamak: Eğer günün sonunda hiçbir şeyin tamamlanmadığı, her şeyin yarım kaldığı ve yapılacaklar listenizin de git gide kabardığı hissine kapılmışsanız, zamanınızı nasıl kullandığınıza yönelik ciddi bir özen gösterme ihtiyacı duyuyor olabilirsiniz. Genellikle meşgul görünmek ve zaman doldurmak için yaptığımız amaçsız işler içinde kaybolup gideriz çünkü bu kolay olanıdır. Çok çalışmaktan duyulan bunalmışlık, iş yığınınızda en üst planda yer verip öncelik tanıdığınız işlere yönelik sıralamayı değiştirmenize sebep olabilir.
Bu duruma karşı ne yapılır: Herhangi bir aciliyeti olmadıkça e-posta ve telefon görüşmelerinize parçalar halinde karşılık verin. (yani ayırdığınız zamanı parçalara bölün.) Harekete geçmeden önce zamanı biraz durdurun ve düşünmeye ayırın, bilgileri sindirmek için zamanınız olmadığını düşünseniz de, bu sizi zamanı yanlış yönde kullanıp tüketerek hata yapmaktan alıkoyacaktır. Bakış açınız doğrultusunda iki ya da üç önceliğinizi sabit tutun ve sık sık belirlediğiniz bu öncelikleriniz doğrultusunda hareket edip etmediğinizden emin olmak için kendinizi kontrol edin.
Kaynak: aktifgelisim.com
|