Skip to content
Anasayfa arrow İnsan Kaynakları arrow İşsizlik yeni bir iş modeli oldu
İşsizlik yeni bir iş modeli oldu Yazdır E-posta
Perşembe, 07 Ağustos 2008

ABD'de ve Avrupa ülkelerinde özel sektörün eliyle yaratılan yeni bir sistem, iş ve işçi bulma konusunu önümüzdeki yıllarda kamunun elinden almaya hazırlanıyor.

İşsizlik günümüzün en önemli sorunlarından biri. İşsiz kalınan dönemlerde alınan işsizlik yardımı ise her ülkenin koşullarına göre değişiyor. İşsizlere ödenen rakamların yeterli olup olmadığı ise en çok tartışılan konuların başında. İş aranılan dönemde yaşanılan maddi-manevi sıkıntılar ve kamunun işe yerleştirme kurumlarındaki işleyiş sorunları şu sıralar Avrupa'nın birçok ülkesinde özel bir sosyal güvenlik sisteminin oluşmasına yol açtı. Kısa bir süre içinde ABD başta olmak üzere İngiltere, Almanya, Hollanda gibi birçok ülkeye yayılan sistem, işsizlere iş bulduğu gibi çalışmayan adaylara işsizlik dönemlerinde yardım da yapıyor. Ancak yapılan bu yardım karşılığında bir çeşit senede bağlanan çalışan adayları, işe girdikten sonra kazandıkları ücrete bağlı olarak işsizlik dönemlerinde aldıkları yardımı taksitlerle geri ödüyor. İngiliz ekonomi gazetesinde geniş bir şekilde masaya yatırılan "Welfare-to-work" olarak adlandırılan bu programın önümüzdeki yıllarda işe yerleştirme pazarını tümüyle kamunun elinden almaya hazırlandığı belirtiliyor. Gazetede yer verilen değerlendirmelere göre birçok yatırımcı, önümüzdeki üç yıl içinde bu sistemin global bir iş modeli haline geleceğini öngörüyor. "Yardımlaşarak iş bulmak" diye tarif edilen model, toplumun yaş ortalamasına ve hükümetlerin koyduğu çalışma standartlarına ve yaş aralıklarına göre çeşitlilik gösteriyor. ABD, Avustralya ve İngiltere gibi birçok ülkede "Welfare-towork" programı şimdiden önemli bir sektör büyüklüğüne ulaştı. Aktif işgücünün olduğu bu pazarlara yapılan bu yöndeki yatırımlar giderek artıyor. Sektöre adım atan şirket sayısındaki artış, rekabeti de beraberinde getiriyor. Öyle ki bu yeni model özel istihdam şirketlerinin müşterileri konumundaki işsizlerin, şirketler tarafından faturaları dahi ödeniyor. Bu türden bir organizasyon işine giren firmaların da resmi ve özel iş bulma kurumlarına kıyasla daha etkin çalıştığı iddia ediliyor.

Temeli '70'lerde atıldı
Sosyal güvenlik sistemlerinin geçmişine bakılacak olursa bu modelin de aniden ortaya çıkmadığı görülebilir. İşgücüne peşin ödeme yapılamaz yönündeki yanlış kanı, iktisadi durgunluğun yaşandığı 1970 sonlarına kadar yaygındı. 1980'lerde çalışan kesimin az, iş talebinin çok olduğu bir ortamda kişinin iş bulamaması amaçsız olduğunun göstergesi diye yorumlanıyordu. Ancak aradan geçen zamanda yenilenen iş modelleri ve yoksulluğun artması, sistemleri tekrar gözden geçirmeyi gerekli kıldı. Politikacılar iş bulmak için kurulan yeni sistemleri desteklemeye ve özel şirketler bu alandaki fırsatları görmeye başladı. Değişen durumda potansiyel işgücüne ödeme yapma fikri gelişti. Özel şirketlerin de bu alana girmesiyle iş ve işçi bulma pazarında faaliyet gösteren global firmalar, her yıl 3 milyar dolarlık bir pazar yarattı. Şu anki durumda bu yeni sektör, her yıl istikrarlı bir şekilde büyüyor. İskandinav ülkeleri, Hollanda ve İngiltere "Welfare-to-work" sistemini 1980'lerden bu yana uyguluyor. Ancak asıl büyük reform '90'ların ortasında İngiltere'de yaşandı. Kanun yapıcılar, tüm dünyanın nabzını tutarak kuralları yeniden düzenledi. İngiltere'den etkilenen ABD'de de başta Wisconsin olmak üzere eyaletlerde özellikle yalnız anneler doğumdan sonra iş aradıkları süre zarfında bu sistemden yararlandı. Kullanma süreleri ise sigorta poliçeleri üzerinden talep ettikleri paraya göre ayarlandı.

Uluslararası kariyer imkanı
"Welfare-to-work" sisteminin sağladığı en iyi imkanlardan biri hem yerel hem de global bir alan üzerinde hizmet veriyor olması. İş arayan aday, özel istihdam şirketine başvurduğu takdirde o şirketin çalıştığı başka pek çok ülkedeki açık pozisyonlara da talip oluyor. Sistemin ciddi bir politik destek görmesi ve özel istihdam bürolarının portföylerinde yer alan holdinglerin cazibesi de "Welfare-to-work" modelinin sahip olduğu önemli bir diğer avantaj. Peki uzun dönemde küçük şirketlerde sisteme dahil olacak mı? Avrupa ülkelerindeki KOBİ'ler bu konuda daha şanslı gözükse de ABD'de sosyal yardım çarklarının yüzde 60'ı biraz ağır aksak yürüyor. Örneğin, yasal zemini tam netlik kazanmamış "Welfare-to-work" modeli hakkında açılan 5 milyon davadan iki milyonunun şimdiden zaman aşımına uğrayarak düşmesi en önemli sorunlardan biri olarak gösteriliyor. Avrupa'daki birçok şirket ise sosyal bir güvencesi veya kaydı olmayan işsiz ebeveynlere endişe ile bakıyor. İşsizlik parası düzenlenirken aile ve sağlık durumundan kişinin geçmişine kadar tüm ayrıntılar dikkate alınıyor. Avrupa'da uygulanmakta olan "Welfareto- work" modeli daha makul şartlara sahip. Ancak ABD'deki özel bürolar hala önce iş sonra para mantığına sadık. Her iki yaklaşım arasındaki ortak nokta, kişinin ne tarzda olursa olsun bir an önce bir işe yerleştirilmesi.

İş modelleri önem kazanıyor
Özel danışmanlık şirketleri, bu kişileri çalışma şekilleri ve yöntemleri gibi faktörlere de bakarak çeşitli pozisyonlara yönlendiriyor. Maximus, Rescare ve America Works gibi şirketler, işsizlere yaptıkları ödemelerde kişinin daha önce bir yerde çalışmış olduğunu belgelemesini istiyor. Ödeme rakamları ise kişilerin işe gitme sıklığına göre değil daha önceki işlerinde kalma sürelerine göre belirleniyor. Alınan tüm bu önlemlerin içinde özel sektör mantığının gizlendiğini düşünmek ise yanlış olmaz. Ne de olsa şirketler önceden ödeme yaptıkları insanları işe yerleştirirken önemli riskleri göze alıyor. İşe yerleştirilen kişi için yapılan giyim, ulaşım gibi yardımlar ve işsiz kaldığı süre zarfında ödenen maaş, işten ayrılma durumunda adayları özel istihdam bürolarına borçlu konuma getiriyor. ABD'nin uyguladığı model, ödenen ücretleri iş sözleşmelerine bağlamasa da İngiltere, Avustralya ve Hollanda yönlendirme yaptığı kişileri performans bazlı iş sözleşmeleriyle kontrol altında tutuyor.

Gelişmiş ülkeler model
Sistemi oturtan ülkeler şimdiden diğer pazar ve ülkeler açısından öncü rolü üstleniyor desek yanlış olmaz. Örneğin Avustralyalı şirketler İngiltere'de kendilerine eleman bulmak için "Welfare-to-work" ofisleri açıyor. Maximus adlı özel istihdam şirketi özellikle İsrailli firmalarla çalışıyor. Alman şirketi Maatwerk ise operasyonlarını Almanya, Belçika ve Danimarka'daki eleman arayan holdinglerle ortak yürütüyor. En küçükler arasında gösterilen İngiliz Biscom ise faaliyetlerinin çapı konusunda çok mütevazı gibi gözükse de milyon dolarlık bir endüstriyi yönetiyor. Bunun yanı sıra Work Directions, Working Links ve A4 Fransa, Almanya ve İsrail'deki şirketler de çalışmaya başladı. Avrupa Birliği'ne yeni üye olan Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Bulgaristan gibi ülkeler ise şimdiden bu milyon dolarlık endüstriden pay kapmak için yarışıyor. Bu modelin Avrupa ve ABD'de farklı dinamikler içerdiğini anlatan Portsmouth Üniversitesi'nden Profesör Dan Finn, ülkelerin iş kültürüne bakış açılarının önemli farklılık yaratığını belirtiyor. Finn, "ABD işsizlik rakamlarının aşağıya çekilmesi için kurulmuş bir sistem işletirken, Avrupa ülkelerinde kişi-iş eşleşmesi, işe yatkınlık ve devamlılık esas alınıyor" dedi. Ancak hükümetlere uluslararası danışmanlık yapan Jason Turner aynı fikirde değil. Turner, ABD ve Avrupa'daki özel istihdam şirketleri arasındaki farklılıkların aşılmayacak bir sorun olmadığını söylüyor. İşsizlik oranını düşürmek için anahtarların İngiltere'deki sistemde gizli olduğunu hatırlatan Turner, ABD'de oluşturulacak yeni modeller için bu anahtarların keşfedilmesi gerektiğini söylüyor.

Kamuya ait bürolar kapanıyor
Bazı ülkeler sistemi o kadar çok benimsemişler ki, ülkedeki işsizlik büroları bu işi özel şirketlere devretmeye başlamış. Kendine bu alanda bir kariyer inşa eden "Welfare-to-work" eksperi Dick Vink bu tabloya en çok Avustralya ve Hollanda da rastlandığını anlatıyor. Bu ülkelerde programların çok başarılı yürüdüğünü anlatan Vink, hükümetlerin de bu alanda faaliyet gösteren şirketler üzerinde ciddi denetimleri olduğunu belirtiyor. Peki gerçekten bu özel şirketler, kamunun istihdam bürolarından daha iyi çalışıyor olabilirler mi? Portsmouth Üniversitesi'nden Profesör Dan Finnözel şirketler tarafından yürütülen iş bulma sahasındaki tek sorunun anlaşmalardan kaynaklandığını anlatıyor. Yanlış hazırlanmış kontratların kötü sonuçlar doğuracağını belirten Finn, "Yanlış anlaşmaların yaratığı kötü sonuçlara çok şahit olduk, özellikle ABD'nin bazı bölgelerinde. İş sözleşmelerindeki gelir ve yan menfaatler kaleminin çok iyi hazırlanmış olması gerekiyor. Bu sistemi yaygın olarak uygulayan Avustralya ve Hollanda gibi ülkelerde sistem kamu karşısında büyük gelişme gösterdi. Bu alan artık uluslararası çapta gelişen bir pazar ve bu şirketlerin elinde tahmin edilemeyecek kadar çok şirket ve iş var". (DERLEYEN: İPEK ALPKÖKİN)

Kaynak: isteinsan.com.tr

 
< Önceki   Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM