Skip to content
Anasayfa arrow İş'te Psikoloji arrow Stres'le Aranız Nasıl?
Stres'le Aranız Nasıl? Yazdır E-posta
Pazartesi, 25 Şubat 2008

Artık stresi olmayan insana "çağdaş insan" demiyorlar. Ne yapıyor ediyoruz, kendimize bir yerlerden stres ediniyoruz. Stres sahibi olunca da sosyal ortamlarda konuşacak konumuz, kendimizin farklı olduğunu gösterecek bahanemiz, entel sayılmak için ön-yeterlilik belgemiz oluyor.Tersine, stresi olmayan, dünyayı algılayamayan, algılayamadığı için de hiçbir şeyi dert edinmeyen bir ebleh olarak algılanıyor.

Onlara sosyal ortamlarda fazla itibar edilmiyor, hiçbir özellikleri olmadığı varsayılıyor, doğal olarak değil entel addedilmek, adam yerine bile konmuyorlar. 21.yüzyılın insanı olmak için olmazsa olmaz şart stres sahibi olmak!

*** ***

Öte yanda bir arkadaşıma göre edepsizliğin yeni adı stres. Stres altında olduğunu çevresine kabul ettiren kişi istediği edepsizliği yapma beratını da cebine koyuyor. Bana kalsa, vesvesenin modern adı stres. Siz de endişenin yeni adını stres olarak kabul edebilirsiniz.

*** ***

Kabul etmemiz gerekir ki, stres bir olgu değil, bir algılamadır. Genellikle denetlenemeyen çevrenin stres yarattığı kabul edilir.

Daha ileri gidersek, çevredeki bazı olguları denetleyemediğimiz, kontrol altına alamadığımız duygusuna kapıldığımızda stres altına giriyoruz.

Bazı olguların denetlenemediği aşikardır.

Örneğin, TEM’de arabasında tek başına aniden kar tipisine kapılan bir insanın stres altına girmemesi mümkün değildir.

Aylardır işsiz bir kişinin, ağır hastası olanın stres duygusu hissetmemesi adeta imkansızdır.

İstanbul trafiğinde formal bir randevuya yetişmek için gayret sarf eden bir iş adamının lüks Mercedes’i içinde, ama dakikalarca kıpırdamayan araçların ortasında çaresizlik duygusuna kapılmaması imkansızdır.

*** ***

Ama, maddi olanaklarımızı bile bile taksitle aldığımız televizyonun aylık taksitlerinin yarattığı stres tamamen kendi eserimizdir.

Stresi hem davet etmek, hem de ondan şikayet etmek hakkımız olmasa gerek.

Öte yanda, sevgiliye karşı bütün şımarıklığı yaptıktan sonra onun kapıyı vurup gitmesi de hem engel olabileceğimiz bir olaydır, hem de şımarıklıklarına dayanılamayan sevgilinin yüzüne kapıyı çarpmak doğal bir harekettir.

Yüzüne kapı kapatılan sevgilinin strese girmesi yeni bir şımarıklıktır.

*** ***

Bütün bunları neden yazıyorum?

Çoğumuz, moderniteyi onun bütün olanaklarına birden sahip olmak olarak algıladığımız için, kendi kendimizi bir stres girdabına atıyoruz.

Başta reklamlar olmak üzere çeşitli ortamlar bize her şeyi elde etmenin çok kolay olduğu duygusunu devamlı pompalamaları sonucu biz de elde edemediklerimize önce hayıflanıyor, sonra üzülüyor, mesele uzayınca da strese giriyoruz.

Stres de sinir sistemi ile ilgili bir mesele olduğu için her türlü hastalığa davetiye çıkarıyor.

İşte süratle yükselememe duygusu, maaşın arzulan tüm maddeleri almaya yetmemesi, sevgiliyi memnun edecek hediyenin boyumuzu aşması, Ayşe Hanım’da olanın bizde olmaması vb tabii ki stres yaratır ama stresin kaynağı da bizzat kendimiz olunca mesele biraz abuklaşıyor.

Bir durumu kendi elimizle yaratıp, sonra ondan şikayet edersek bu şikayet ne kadar haktır, ben bunu sorguluyorum.

İnanın, mesele olarak gördüğümüz bir sürü olguyu biz kendimiz "mesele" haline getiriyoruz.

Üstelik, mesele edindiğimiz olguları mesele olmaktan çıkarmak da elimizde olduğu halde biz onu büyütüp stres kaynağı haline getirmeyi, sonra da eşe dosta ne kadar da stres altında olduğumuzu söylemeye bayılıyoruz.

Zira, artık çağdaş insanın stres sahibi insan olduğu duygusu içimize yerleşmiş vaziyette.

Adeta, hangi stresin bize ne kadar çok yakıştığını bile hesaplar olduk.

*** ***

Size bol stresli yaşam dilerken, stresimin stresinize saygılarını sunduğunu da belirtmek isterim.

Cüneyt Ülsever

Hürriyet İK

 
< Önceki   Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM

g@zete Üyelik

Aylık e-g@zetemizi almak için aşağıdaki formu doldurunuz..