İş'te Psikoloji
Yöneticiler neden yaşlanır? | Yöneticiler neden yaşlanır? |
|
|
| Perşembe, 20 Mart 2008 | |
|
Aslına bakarsanız bu başlık yanlış bir çağrışım yaratıyor. Çünkü yöneticiler asla yaşlanmaz. Yönetme arzusu olumlu bir ihtiras olduğu sürece yaşlanmak için vakit yoktur. Her problem ve stres yöneticinin yaşam iksiri gibidir. Kaç yaşında olursa olsun bir yönetici "yönettiği süre boyunca" daima genç kalır. Hele "beyin" dediğimiz o gizemli organ yaratıcılık ve farklılık ortamında sürekli çalıştırılırsa ruhen yaşlılık mümkün olamaz. Tabii bu ifadelerin tıbbi açıdan bir geçerliliği yoktur. Benim burada anlatmak istediğim şey, bir tür "cinas" tekniğiyle işadamlarının yaşlılık konusundaki tutumlarını gösterebilmekten ibarettir. Evet, yöneticiler, işadamları ve nihayet tüm patronlar hiçbir zaman yaşlanmaz. Ama yine de beyne ait zekâ, hafıza, idrak ve muhakeme gücü dışındaki tüm fizyolojik süreçler her canlıda olduğu gibi gizli bir emirle maalesef yaşlanmaya doğru giderler. Bu garip paradoks, zihinsel kapasiteleri güçlü birçok yaşlı yöneticinin en büyük sorunudur. Beden yaşlanmaktadır fakat düşünce ve muhakeme gücü fizyolojik sürece inat, hep aynı düzeyde kalmaktadır. Bu durum acaba nasıl açıklanabilir? Alzheimer gibi sinsi hastalıklar hariç, ufak çapta demans belirtileri görülse de "sürekli yönetmeyi sürdüren profesyoneller" ile "dramatik olayların içinde yaşayan patronlar" kendilerini asla yaşlı görmezler. Nedeni, onları kesinkes emekli edip de depresyona sokacak kimi mecburiyetlerin olmayışıdır.
Kibarca kızağa çekme Fakat yine de garip bir uygulamayla onları emekliliğe zorlayan büyük holdingler tecrübeyle yoğrulmuş bu yaşlıların "genç ve zinde beyinler"den yararlanmayı nedense beceremezler. Bu tür yerlerde "danışmanlık" veya "şeref üyeliği", -tabiri caizse- "zorunlu kızağa çekilmenin" zarafetle söylenmiş şeklinden başka bir şey değildir. İşte bu gerçeği bilen kimi patronlar ihtirastan ya da tutuculuktan değil; "beyinsel olarak yaşlanmaktan" korktukları için bir şekilde çalışmaya devam eder. Aynı kuram iktidarda "muktedir" olmanın tadını almış olan yaşlı politikacılar için de geçerlidir. Bugün akıl sağlığı yerinde ve beyin fonksiyonlarını genç tutmayı becerebilmiş yaşlı yöneticiler bedensel sağlıklarını bu paradoksal sürece teslim etmemek için çaba harcamakta; her gün düzenli olarak "mesai disiplinine" uyarak "işe gelmeyi" tercih etmektedirler. Günümüzde "patron gerontolojisi" veya "yönetici geriatrisi" diyebileceğimiz tarzda böylesi "zinde beyinlere" yönelmiş çok sayıda tıbbi protokol bulunmaktadır. Beyin dışında zamana yenik düşen vücut özel yöntemlerle sağlıklı hale getirilmekte; bu konuda servis veren özel klinikler dünyanın belli yerlerinde giderek ün kazanmaktadır.
Estetik yapmak çare mi Bizde maalesef birtakım efsanelere uyan işadamları bu kliniklere gitmek yerine "beyin ile vücut" arasındaki farkı "by-pass olmakla" ya da kimseye belli etmeden birkaç günlüğüne ortadan kaybolup "yüz estetiği yaptırmakla" kapatacaklarını sanmaktadır. Kalp damarlarını güçlendirmek ve estetikle ruhsal güven kazanmak yetmez. İşin çok daha kapsamlı olması gerekir. Çalışma hayatında zihnen genç kalmış kimi işadamının genetik özellikler nedeniyle aniden "çökmesi" asla sürpriz değildir. Önemli olan beynin "aldatıcı etkilerini" dikkate almadan gerçekten bedenen yaşlanıp yaşlanılmadığını anlamaktır. Burada temel unsur, iş hayatının içinde daima 50'li yaşlarda takılıp kalan beynin etkisinde kalmamaktır. Gerçekten de beyinsel aktiviteleri nedeniyle kendilerini hâlâ genç hisseden yöneticiler bedensel açıdan yaşlandıklarını biraz geç anlarlar. O halde zinde bir beynin sahibi çok da belirgin olmayan bir sinyal almıyorsa fizyolojik olarak yaşlandığını nasıl anlayacaktır? İlk belirti ellerin üzerinde meydana gelen pigment değişimleridir. Eğer ellerin üst kısmında siyah lekeler artmış; renkleri koyulaşmış ve dairesel alanları genişlemişse doğal yaşlanma başlamış demektir. Yaş 70'in üzerindeyse aynı lekeler yüze, alına ve vücudun bazı kısımlarına da sıçrayacaktır. Mamafih bu korkulacak bir durum değildir. Süreç gayet normaldir ve akıl sağlığının bozulmasına delalet etmez. Fakat dişlerin renginde ani bir koyulaşma ve ağız içi epitelyum dokusunda ve diş etinde meydana gelen yangılar varsa bu fiziksel yaşlılığın ilk işaretleri olabilir. Ağız mukozası giderek daralır; dudaklar görece küçülmeye başlar. Tabii en iyi gösterge yüz kaslarının zayıflaması ve yer çekiminin etkisiyle yüz derisinin pörsüyerek sarkmasıdır. Yaş ilerledikçe bağ dokusu zayıflamış ve kollajen lifler eriyerek yüzün çökmesine neden olmuştur. Gerek çizgilerin gerekse sarkmanın çaresi ufak bir estetik operasyon olabilir. Bu kendinize güveninizi artıracağı gibi görünümünüzü de "beyin yaşınızın" seviyesine çekecektir.
Seksüel arzuların kaybı Yine de bu çareler derinizin iltihabi oluşumlara daha duyarlı olmasını önlemeyecek ve azalan kan dolaşımının getirdiği kısmi duyarsızlığı pek gidermeyecektir. Genel kas zayıflığı ise önemli bir alarmdır. Tüm bu kozmetik özellikler bir tarafa; yaşlanmaya delalet eden en önemli gösterge bağışıklık sistemindeki bozulmadır. Eğer daha sık enfeksiyona yakalanıyorsanız bedensel yaşlılıkla ilgili bir sinyal alıyorsunuz demektir. Özellikle de viral nitelikli nezle grip gibi rahatsızlıklarda... Ama yaşlanma prosesinin en tipik belirtisi çoğunlukla prostat büyümesi ve seksüel arzunun azalmasıdır. Tansiyon yüksekliğinin devamlılık arz etmesi, hemoroidal bir gelişim (basur riski) ve gözle görülebilen toplardamar sorunları yaşlılığın tipik işaretleri olabilir. Hazımsızlık, kronik yorgunluk, şişmanlamaya eğilim gibi unsurları da yine bedensel yaşlılığın sinyalleri saymak mümkündür.
ABD'li Diyetisyenler Kurumu'nun 10 önerisi 1. Stres nedeniyle yemek arzunuzu kısıtlamaya çalışın. Fazla yemek esasen yavaşlamış olan metabolizmayı daha da olumsuz etkiler. 2. Şeker tüketimini ciddi şekilde azaltın, hatta şeker kullanmayın. Yapay şekerlere de pek iltifat etmeyin. Bu arada tuzlukları sofranızdan kaldırın. 3. Balık ve bitkisel protein dışında diğer tüm protein kaynaklarına diyetinizde daha az yer verin. Kendi kendinize protein ve aminoasit preparatları almayın. Bunları ancak doktor uygun görürse kullanabilirsiniz. Unutmayın; siz bir sporcu değilsiniz! Kimyasal ilaçları mecbur kalmadıkça kullanmayın. Özellikle androjenik hormonlara ve steroidlere dikkat edin. 4. Yürüme esaslı fiziksel egzersizlere ağırlık verin. Her gün en az 40 dakika yürümeye gayret edin. Bu 70 yaş için geçerlidir. Her beş yaş için 5 dakika daha ekleyin veya çıkarın. 5. Ginseng, thymus ekstreleri, koenzim Q10, ginko, yeşil çay, vitamin, mineral ve hormon gibi onlarca spesifik öneriyi asla doktor kontrolü olmadan ve tavsiye üzerine kullanmayın. Sıradan bir vitamin ya da mineral bile sizin için zararlı olabilir. 6. Antioksidan nitelikli bitkileri kür halinde doktor gözetiminde almaya gayret edin. Genel prensip olarak çok miktarda taze meyve ve sebze tüketin. 7. Beslenmenizde sarmısak, brokoli, mersin meyvesi gibi bazı besinlere doktorunuzun onayıyla daha sık yer verin. Gerekirse bunları belli periyotlarda kür olarak uygulayın. 8. Yağ alımını kısıtlayın; yemeklerde zeytinyağını ve kolza yağını tercih edin. Kızartmalardan ve yağ içeriği yüksek sütlü mamullerden uzak durun. 9. Nükleik asit bazlı diyetler gibi kimi sofistike uygulamaları doktor kontrolü olmadan asla denemeyin. Eğer gerekiyorsa bu tür diyetler check-up sonuçlarına göre doktorunuz tarafından tayin edilmelidir. 10. Sık sık iş dışında seyahate çıkarak yeni yerler keşfedin bu sizi daha zinde ve meraklı yapacak; bazı yeni alışkanlıklar edinmenize yardımcı olacaktır. Bu süreç sizi daha canlı ve verimli yapacaktır. Nur Demirok | 15.03.2008 Kaynak: Referans Gazetesi
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|