Skip to content
Anasayfa arrow Kariyer arrow İş mi, Evlilik mi?
İş mi, Evlilik mi? Yazdır E-posta
Pazar, 01 Haziran 2008

Pencerenin önünde sakallı ve gelinlik giymiş bir adam suratı asık bir şekilde dışarı bakıyor. Arkadan bir erkek sesi "Ters bir şey mi var ?" diyor.


Image

Sakallı adam cevap vermiyor. Arkadan gelen sesin sahibini görüyoruz; çalışma masasının bulunduğu odada takım elbiseli bir adam. Tekrar soruyor "Ters bir şey mi var?". Asık suratlı, gelinlik giymiş, sakallı adam "hayır" diyor ama suratı daha da mutsuz görünerek sert adımlarla odadan çıkıyor. Diğer adam "yok yok ben yanlış bir şey yapmış olmalıyım" diye mırıldanıyor.

Gelinlikli adam hızla tekrar odaya giriyor, diğerinin yüzüne bakıp "Sen ne yaptığını gayet iyi biliyorsun" diyerek, kapıyı çarpıp çıkıyor. Adam şaşkın, kalıyor. Bir saniye sonra ekranda şu yazıyı görüyoruz: "Bu bir evlilik değil, sadece iş, beğenmiyorsan değiştir".

Her yıl düzenlediğimiz Koçluk ve Mentorluk Konferansı'nın dördüncüsünü gerçekleştirdiğimiz bu hafta, kapanış konuşmasını yapan Art Grup Yaratıcı Bölümden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Senbir'in sunumu sırasında izlettiği ödüllü reklam filmlerinden biriydi yukarıda bahsettiğim.

E-Jobs'ın ödüllü reklam filmi. İnsanların davranışlarının ve duygularının değişmesinin bir yolu da düşüncelerinin ve inançlarının değişmesidir ama bu kolay bir şey değildir. Düşünceler yıllar içinde pekişmiş, diğer insanların onay ve yargılarıyla kabul görmüş ve kişi tarafından da içselleşmiştir.

Biri size aksini söylediği için değişmez ancak farklı bir perspektifle görmesi sağlanırsa kişinin değişme ihtimali söz konusu olur. Hakan Senbir'in konuşmasını dinler ve sunumunu izlerken bir kez daha anladım ki yaratıcı dünya yani film endüstrisi, reklam sektörü ve pek çok sanat dalı bu güce sahip.

Hikayeyi başka türlü anlatma gücüne. Ne kadar çok insan tanıyorum mevcut işine büyük hayallerle başlamış ama şu anda mutsuz olan. Kimi tamamen kişisel sebeplerle heyecanını kaybetmiş, çoğu yöneticisinden mutsuz, kimi kattığı değerin hak ettiğine inandığı karşılığını alamamaktan şikayetçi. Ama gidemiyorlar.

Kaygılar, inançlar, anlamlı olduğunu düşündükleri değerler sebebiyle hapis gibi yaşıyorlar. Oysa her ölümde bir kez daha anladığımız gibi hayat kısa, dünya tehlikede, biz sonlu ve sınırlıyız, yapacak çok şey var ama gidemiyoruz.

Funky Business kitabında, aynı zamanda Stockholm Business School'un profesörleri olan yazarları "Bugün çekirdek bir aileye sahip olanlar artık azınlık, pek çok kişinin ikinci eşi, üvey kardeşi, çocuğuyla yaşıt kardeşleri var, böyle bir dünyada siz insanların işlerine sadık mı olacaklarını zannediyorsunuz?" demişti.

Önerim asla bencilce, belki sorumsuzca ve sadece bireysel düşünerek karar vermeniz değil, elbette değerlerinize sadık kalarak hareket edip karar vermeniz ama eğer kararlarınızın önünde bir engel gibi dikilen, çok sorgulamadığınız ama bir şekilde inanmış olduğunuz önyargılarınız varsa ve bunlar sizi mutsuz ediyorsa fark etmeniz.

Bugün bu yazıyla yapmanız da şart değil nasıl olsa zamanı geldiğinde bir reklam, bir film, bir şarkı, bir fotoğraf zihninizde şimşeği çakacak ve sizi harekete geçirecektir benim amacım bunun düşünsel temelini görüşünüze sunmak sadece.

Kaynak: Hande Yaşargil Ateşataoğlu
Sabah Gazetesi, İşte insan Eki

 
< Önceki   Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM

g@zete Üyelik

Aylık e-g@zetemizi almak için aşağıdaki formu doldurunuz..