Skip to content
Geç Kalmak Yazdır E-posta
Pazar, 27 Nisan 2008

"Türklerin ortak duygusu nedir?", diye sorarsanız belki çok çeşitli cevaplar alabilirsiniz. Benim cevabım ise şöyledir: "Türklerin ortak duygusu geç kalmışlıktır." Hangi yaşta, hangi etnik kökende, hangi cinsiyette olurlarsa olsunlar Türkler hep bir şeyler için geç kalmışlık duygusu ile yaşarlar.
 

Türk işe geç kalır, okula geç kalır, ödevini bitirmekte geç kalır, projesini tamamlamakta geç kalır, randevusuna geç kalır, yatmakta geç kalır, kalkmakta geç kalır ama en beteri Türkler yaşamda geç kalırlar.

Türkler sevinmekte geç kalırlar, gülerken geç kalırlar, severken geç kalırlar, sevişirken bazıları erken gelse de yine de geç kalırlar.

Bana öyle geliyor ki, Türklerin yüzyıllardır birbirlerine devir ettikleri gelenek, görenek, örf, adetler yaşamı hep geciktirme üzerine kuruludur.

Yaşamdan tat almamayı her Türk insan olmanın erdemi zanneder.

Zira, doğduğundan beri kulağına yaşamdan zevk almama öğretisi üflenmiştir.

*** ***

Çocukken anneme sormuştum:

-Dedem beni neden hiç öpmüyor?

Cevap:

-O seni sen uyurken öpüyor.

-Neden?

-Erkek çocuk fazla öpülürse huyu bozulur da ondan!

Böyle bir öğreti ile büyüyen normal yurdum insanı çevresi ile normal bir iletişim kurabilir mi, bir arkadaşına hasretle sarılabilir mi, bırakın sarılmayı, sevginin insanları bozduğu mantığı ile büyütülen bir insan tadına vara vara sevgiyi yaşayabilir mi, insanın elinde değildir, muhakkak dostlarını sever ve özler ama bu duygularını rahatlıkla ifade edebilir mi?

Ben edemedim.

Çevrem de duygularını ifade edemeyen insanlarla dolu.

*** ***

Bir düzeltme yapayım. Biz Türkler pozitif duyguları ifade ederken geç kalırız ama kızgınlık, öfke gibi negatif duyguları ifade ederken değil geç kalmak, çoğunlukla, sonradan pişman olsak da, erken davranırız.

Sanki içimizdeki sevgi kavanozları çok geç dolar da öfke kavanozları hemen dolar taşar.

Bu yüzden ben şahsen aşkta da geç kaldım, sevgide de!

Aşkın da, sevginin de doğal duygular olduğunu geç öğrendim.

Buna mukabil daha çocuk yaşta sokakta arkadaşlarım ile kavga etmenin erkek olmanın bizzat ispatı olduğu kulağıma hep fısıldandı.

İnsanları sevindirmekte hep geciktim, ama onları üzmekten sanki hiç imtina etmedim.

*** ***

Duygularını yaşayamayan bir toplum sağlıklı bir toplum olur mu?

Üretken bir toplum olur mu?

Huzurlu ve mutlu olur mu?

Kadın-erkek ilişkilerini sadece cinsellik üzerine kuran insanlar, sevgiyi eşinden bile esirgeyen kişiler hayat boyu ağızlarında hep bir pas tadı ile yaşarlar.

Ağızdaki pas tadı uzun süre orada durduktan sonra insana normal gelmeye de başlar.

İnsan hayatın hep bir pas tadı kıvamında kavranması gerektiğini zanneder.

*** *** Türkiye’de hemen herkesin geç kaldığı bir konu cinselliktir.

Daha doğrusu cinselliği öğrenmek, yerli yerine oturtmaktır.

Sevgi ile, aşk ile bezenmemiş cinselliğin cinsellik olmadığını Türk insanı, eğer bir gün becerip öğrense bile çok geç öğrenir.

Sevgi ile cinselliğin iç içe geçmişliğini öğrenmemiş insanlar topluluğu da barış içinde bir arada yaşamayı hemen hiç öğrenemezler.

*** ***

Bunları neden yazdım?

Bir ömrü kızgın, kırgın ve öfkeli yaşadım.

Sevgi göstermekte hep geç kaldım.

Galiba artık kızgın adam olmaktan bıktım.

Ama elimde değil, etrafımda kızgın adamları görünce yine kızıyorum.

Kaynak: Cüneyt Ülsever

Hürriyet Gazetesi

 
< Önceki   Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM