Skip to content
Anasayfa arrow Kişisel Gelişim arrow İş Arama Sürecinde Başarı Yolu !...
İş Arama Sürecinde Başarı Yolu !... Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Salı, 27 Kasım 2007
Yeni bir yüzyılın eşiğinde değişime ayak uydurabilecek niteliklere sahip olmak bireysel rekabet üstünlüğü için yeterli olmamaktadır. İş dünyasındaki fırsatların hızla değiştiği ve bir o kadarda zorlaştığı günümüzde niteliklerimizi uluslararası düzeye getirmenin yanı sıra, bu niteliklerin pazarlamasını da en doğru biçimde yapmak gerekmektedir. Bu yöndeki çalışmalarınızda kendinizi kurumlardan farklı görmeyerek, pazarlama stratejilerinizi en ince ayrıntısına kadar planlamalı ve kendinize bir iş arama planı yapmalısınız. Bir amaç ve plan doğrultusunda yürüttüğünüz çalışmalarınızda başarı kaçınılmaz olacaktır.

İş arama planınızı yapılandırırken öncelikli olarak kendinizi tanımakla işe başlayın. Kendinizi, yani değerlerinizi, amaçlarınızı, güçlü yanlarınızı, zayıf yönlerinizi ne kadar iyi tanıyorsunuz ? Bundan 5 yıl sonra  yada 10 yıl sonra kendinizi nerede görmek sizi mutlu edecektir. Bu soruların cevaplarını net bir şekilde ortaya koyabiliyorsanız işiniz kolaylaşacaktır. 

Kendinizi tanımlayabildikten sonra sıra, içine girmeyi düşündüğünüz piyasayı, bu piyasadaki kuruluşları tanımaya gelecektir. Bu kurumları ne kadar iyi tanıyabilirseniz kendinize uygun alternatifleri o kadar çoğaltabilirsiniz. 

Kuruluşların öncelikli amaçları kar etmek, itibar kazanmak, sürekli amaçları  ise, hayatta kalmak, pazar payını korumak ve arttırmaktır. Kurumların öncelik sıralaması  müşteri memnuniyeti, çalışanların memnuniyeti, pazar payının arttırılması ve aktiflerin karşılığını almak şeklindedir. 

Siz öğrenim durumunuzla, istekliliğinizle, yeteneklerinizle bu amaç ve önceliklerin neresinde duruyor sunuz ? Kuruluşların bu amaç ve önceliklerini karşılamak için neler yapabilirsiniz, buralardaki pozisyonların gerektirdiği niteliklerle sizin nitelikleriniz arasında farklar ve benzerlikler nelerdir? Bu sorularınızın cevaplarıyla birlikte önünüze birçok yol çıkabilir. Önemli olan doğru seçeneğe doğru başvuruyu yapabilmektedir.

Doğru başvurudan kastımız, beklentileri karşılayacak bir özgeçmişin, doğru zamanda doğru kanallarla doğru kişiye iletilmesini sağlamaktır. 

Özgeçmiş yazarken, karşıdaki insanın beklentilerini göz önünde bulundurun, zamanının kısıtlı olacağını göz önünde bulundurun. Kısıtlı zamanda, iş kargaşası içine öz geçmiş mektubunuz bir köşeye atılıvermesin. Nitelikleriniz ne olursa olsun, hangi okulu bitirirseniz bitirin öz geçmiş mektubunuzun görselliğine önem verin. 

Özgeçmişiniz kısa zamanda istenilen bilgileri vererek kendisini okutmalıdır. İyi düzenlenmiş bir özgeçmişte gereksiz bilgi yoktur. Örneğin özgeçmişinizin başına “özgeçmiş” diye yazmanız gereksizdir. İlk bakılacak bilgiler ise, kişisel bilgileriniz, öğrenim durumunuz, yeterlilikleriniz ve iletişim bilgilerinizdir. Bu bilgiler içinde özellikle belirtmek istediğiniz, sizin için farklılık yaratacağına inandığınız bilgiler varsa bunları da daha belirgin bir şekilde yazabilirsiniz. 

Özgeçmişinizin önüne, kısa bir ön mektup yazmak amacınızı net bir şekilde ortaya koymanıza olanak verir. Ayrıca bu ön mektubu kuruma ve kurumdaki ilgiliye hitap ederek yazmak önemli bir ayrıntı olabilir. Bu ilgililerin isimlerini öğrenmek için çaba sarf edin. 

Amacınızı, niteliklerinizi, diğer adaylardan farkınızı ortaya koyan  özgeçmişinizi düzenledikten sonra bu özgeçmişi eleman arayan firmalarla buluşturabilmek de önemlidir. Bunun için firmaların eleman arama kaynaklarını yakından takip etmeniz gerekmektedir. Bu kaynaklar içinde, ilanlar, üniversiteler, internetteki CV bankaları,  danışmanlık firmaları, meslek odaları vardır. 

Firmalara doğrudan yapacağınız başvurular bir ihtiyaç halinde ilk akla gelen aday olmanıza yol açabilir. Tüm bu kaynakların yanı sıra size referans olabilecek tanıdıklarınızın da etkili olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. İşe girdikten sonra bu dostlarınıza teşekkür etmeyi unutmayın.

Özgeçmişiniz, doğru zamanda doğru kişiye ulaştığı zaman, nitelikleriniz işin niteliklerini karşılıyorsa sizin için bir görüşme fırsatı doğacaktır. Bu görüşme işverenle yaptığınız karşılıklı bir bilgi alış verişi toplantısıdır. Bu toplantıda işveren. neden o firmayı tercih ettiğinizi, firma için neler yapabileceğinizi, yeterliliklerinizi, kişisel özelliklerinizi, değerlerinizi, şartlara uygunluğunuzu anlamaya çalışır. Size düşen görev ise gerek dış görünümüz, gerekse sözlü ifadelerinizle işi istemedeki amacınızı, yeterliliklerinizi, niteliklerinizi, vizyonunuzu kısaca işi istediğinizi, işi yapabileceğinizi ve uyum sağlayacağınızı en açık biçimde ifade etmektir. Bunları ifade ederken kullandığınız beden dili ve saçınızdan tırnaklarınıza kadar tüm dış görünümüz sizi desteklemelidir. 

İş arama sürecinde hiçbir şeyi kolayca elde etmeyi hedeflemeyin. Kendinize güvenmeniz, olası tüm yolları denemeniz ve niteliklerinizi daha da geliştirmek için çaba göstermeniz başarılı olmanızı ve hedeflerinize ulaşmanızı sağlayacaktır. Yeter ki siz isteyin. 

Şengül Külahlı
e-mail: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
KALGEM YÖNETİM DANIŞMANLIĞI

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ortaya çıkardığı köklü değişiklik ihtiyacını dikkate alan hükümet, 2007 Bütçe Kanunu’na koyduğu bir hüküm ile 5510 sayılı kanun’un uygulanmasını 01.07.2007 tarihine kadar ertelemiştir.

İptal ve erteleme kararları dikkate alındığında sosyal güvenlik ve genel sağlık uygulamalarındaki tek çatı, norm ve standart birliği şimdilik hayata geçirilemedi. Ancak yapılan tartışmalar dikkate alındığında bu hedeften vazgeçilmediği, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeleri doğrultusunda düzenlemeler yapılarak, yasa’nın yürürlüğe sokulması arzulanmaktadır.

Sosyal Güvenlik Yasasını Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda ele alırken, şu sorulara açık bir cevap bulmak gerekmektedir:

Sosyal Güvenlik Reformu’nun temel amacı dengeli ve sağlıklı bir toplumsal yapıya ulaşmak mı? Yoksa Sosyal güvenlik harcamalarını kara bir delik olarak görüp, bundan kurutulmak mı? Bu sorulara samimi olarak verilecek cevaplar alternatif arayışları şekillendirecektir.

Anayasa Mahkemesinin Gerekçeli Kararında yer alan genel gerekçe incelendiğinde iptalin iki ana gerekçeye dayandığı görülmektedir:
  1. Memurlara yönelik düzenleme Anayasanın 128. maddesi gereğince kanun ile yapılmalıdır,
  2. Memurlar ayrı statüye sahiptir ve kendi içlerinde eşitlik aranmalıdır.

Reformun temel amacı sürdürülebilir görünmeyen çok çatılı güvenlik ve sağlık hizmetlerini birleştirerek, hak ve yükümlülüklerde paralellik sağlamak ise çatının ve eşitliğin korunması gerekmektedir. İptal kararından sonra yapılan tartışmalara bakılır ise memurların bu sistemden çıkarılıp, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini ortadan kaldırma eğiliminin olduğu görülmektedir.

Gerekçeli karar açıklanmadan yapılan tartışmalarda farklı yasa ile memurların haklarının düzenlenmesi halinde sorunun çözüleceği gibi bir bakış açısı mevcut idi, ancak gerekçeli karar iyi incelendiğinde anlaşılmaktadır ki Anayasa Mahkemesi farklı yasa veya aynı yasa ile düzenlemeyi yasa koyucunun takdirine bırakmıştır. Gerekçeli kararda yer alan ‘‘aynı hukuksal konumda bulunmayanların bu özelliklerini ve farklılıklarını yansıtmak koşuluyla aynı veya başka bir yasa içinde yapılması hususu kuşkusuz yasa koyucunun takdiri içindedir.’’ açıklamasıyla ayrı hukuksal konumda olanların aynı yasa içinde bulunmalarının hukuken mümkün olduğu ifade edilmektedir. Yine 4447 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle memur ve işçiler için geçerli olan 58 – 60 yaşa sınırı aynı yasada düzenlenmiş olmasına karşılık Anayasa Mahkemesi iptal etmemiştir. Hem paralel düzenleme hem de aynı yasa altında düzenleme yapılmasına karşılık 4447 sayılı yasa’nın iptal edilmemesi, 5510 sayılı yasa’ya yönelik iptalin farklı gerekçelere dayandığı düşüncesini doğurmaktadır. Özellikle üst düzey memurların ek göstergeden elde ettikleri kazanımlarının azaltılmasına yönelik yeni düzenlemeler başta olmak üzere mevcut hakların geriye gidişini durdurma düşüncesinin ön plana çıktığını düşünmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Ülkemizin ihtiyaç duyduğu, yeni problemler ortaya çıkarmayacak düzenlemeler yapılmak isteniyor ise sosyal güvenlik reformunun bütün boyutlarının dikkate alınarak hazırlanması gerekmektedir. Bu çerçeveden hareket edilmesi halinde başta Anayasa’nın 60. ve 128.  maddeleri olmak üzere,  personel rejimi değişikliği,   primli rejim (sosyal sigorta), primsiz rejim (sosyal yardım ve hizmetler), Genel sağlık sigortası ve Sosyal Güvenlik Kurumu dengesinin oluşturulması gerekir. Kamu personel rejimine ve primsiz rejime yönelik hazırlıkların olduğu bilinmektedir. Bu hazırlıklara hız kandırılarak, Anayasa’da ihtiyaç duyulan değişiklikler de ihmal edilmeden reform kavramına uygun olarak köklü bir değişiklik gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde reform yerine sosyal güvenlik alanında ortaya çıkan faturanın işçilere ve bağımsız çalışanlara kesildiği bir sonuç ile karşılaşılması ihtimali yüksektir. Çünkü mevcut yasal zeminin dışına memurların çıkarılması, farklı uygulamaların devam edeceği anlamına gelecektir. Böyle bir düzenleme yapma girişiminde bulunulduğu takdirde, her kesim sorumluluk yükleniyor düşüncesiyle ortaya konulmayan tepkilere de zemin hazırlanmış olacaktır.

Türkiye’nin tarihine bakıldığında sorunlara yönelik bütüncül bakış açılarının ortaya konulamadığı, sorunların peşinden sürüklenen düzenlemelerin esas olduğu,  uzun vade yerine kısa vadeli arayışların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu davranış biçimi, her yasal düzenlemenin hemen ardında iptaller, değişiklik ve yeni yasa düzenleme ihtiyaçlarını ortaya çıkmaktadır. Göçebe toplumların özelliği olan ve sık kullanılan ‘‘Göç yolda düzelir’’ anlayışından kurtularak, yola çıkmadan her türlü ihtimali dikkate alarak, hazırlık yapmak temel ihtiyaçtır.

 
< Önceki   Sonraki >
DUYURU | KAPAT
Advertisement
akademi

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM