|
1970’li yıllardan sonra meydana gelen teknolojik yenilikler, ulaşım ve haberleşme hızı, etkinliği her gün biraz daha artan pazar ekonomisi, bölgeselleşme ve küreselleşme eğilimleri, yeni üretim ve yönetim teknikleri gibi etkenler, 20. yüzyılın sonuna doğru “sanayi ötesi toplum” olarak adlandırılan üçüncü dalganın doğmasına yol açmıştır. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı haberleşme ve ulaşım kolaylıkları ülkelerarası ve kıtalararası mesafeleri kısaltırken, Doğu Bloğu ülkelerindeki siyasal çöküş de ekonomik politikaların değişmesine ve serbest piyasa ekonomisine ilginin artmasına neden oldu. Günümüzde “bilgi” en önemli üretim faktörü olurken, servet, artık beden gücü ve sermayeden çok beyin gücü tarafından elde ediliyor. Bu değişime neden olan faktörleri ana hatlarıyla üç başlık altında toplamak mümkündür: ekonomik yapıda meydana gelen değişim, teknolojik yenilikler ve siyasi yapıda meydana gelen gelişmeler. İşte bu değişim dalgaları sadece ülkeleri değil, yerel düzeyde de ciddi değişimleri ve fırsatları gündeme getirmektedir.
2020 Yılında Amerika’da Hizmetler Sektöründe Çalışacakların Oranı % 90’lara Çıkacak
Bilgi ve kültür düzeyi yükselen toplumlar, bilgi teknolojisi devrimiyle hizmetler sektörüne daha bağımlı bir hale gelirken, hizmetler sektörüne duyulan ihtiyaç her gün daha da artmaktadır. Yeni makinelerin üretilmesi, bakımı, tamiri, satışı, yerleştirilmesi gibi ihtiyaçlar yeni meslekleri gündeme getirmekte, bu durum eski mesleklerin önemini azaltmaktadır. 25-30 yıl önce bilgisayar mühendisliği gibi mesleklere ihtiyaç yokken, günümüzde bilgiye dayalı mesleklerin öneminin artması nedeniyle hızla yeni meslekler gündemimize girmektedir.
Amerikan iş piyasasındaki gelişmeler, geleceğe ilişkin ciddi ipuçları vermekte ve iş piyasası önemli değişimlere sahne olmaktadır. Özellikle 20.Yüzyılın son çeyreğinden itibaren Amerikan ekonomisindeki temel değişim, üretimden servis ekonomisine doğru yaşanmaktadır. Üretim ekonomisinin temelinde üretim ve ürünler yer alırken, servis ekonomisinin temelinde hizmetler yer alıyor. Mesela üretim ekonomisinde, otomobil, mobilya, tekstil v.s. ürünleri üretmek için insanlar fabrikalarda çalışırlarken, servis ekonomisinde; bilgisayar programcısı, bilgisayar tasarımcısı, doktor, kasiyer v.s. hizmet sunmaktadır.
20.Yüzyılda başlayan bu değişim dalgası önemli sonuçlar doğuruyor. 100 yıl önce işçilerin %80’i tarım ve üretim sektöründe çalışırken, bu oran günümüzde %20 lere düşmüştür, temel hedef %3-4’lük oranlara ulaşmaktır ve gelişmiş ülkeler bu orana oldukça yaklaşmıştır. Amerika’da yaşanan ve diğer ülkelerde de yaşanacak olan bu değişimi Amerikan Çalışma Bürosu İstatistiklerine (Bureau of Labor Statistics) baktığımızda açıkça görmek mümkün. Amerika’da hizmetler sektörüne kayışın devam edeceği ve 2020 yılında hizmetler sektöründe çalışacakların oranın % 90 lara çıkacağı tahmin ediliyor. Yani 18 yıl sonra Amerika’daki her 10 işçiden dokuzunun hizmetler sektöründe çalışacağı tahmin edilmektedir.
Bu dramatik değişimin temel nedenlerinden birisi otomasyondur. Daha önce fiziki güç ile yapılan işler şimdi makineler, bilgisayarlar, robotlar tarafından yapılıyor. Değişimin bir başka temel nedeni nüfusun değişiyor olması. Mesela yaşam süresi uzuyor, insanlar daha fazla sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyuyor. Ayrıca, kadınların ev dışında çalışması hizmetler sektörüne duyulan ihtiyacı artırıyor; bunun sonucunda günlük bakım merkezleri, lokantalar, kreşler vs. gibi işyerleri çoğalıyor. Bir başka neden, üretimin ucuz işçiliğin olduğu ülkelere kayması. Amerika’da 1998 Mart ayı ile 1999 Kasım ayı arasında, yani 20 ayda yarım milyondan fazla üretim işçiliğinin Asya’ya göç etmesi, bu eğilimin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Hizmetler sektöründe önemli yer tutan turizm faaliyetleri değerlendirildiğinde; ikinci Dünya Savaşı sonrasında ABD, Kuzey ve Batı Avrupa ülkelerinin ulaştıkları refah seviyesi ile başlayan turizm hareketleri, günümüzde yeni bir boyut kazanmıştır. 21. Yüzyılın temel sektörü olmaya aday Hizmetler Sektörü için de turizmin önemli paya sahip olacağını dikkate aldığımızda, turizmin gelecekte yıldızının daha parlak olacağını iddia etmek mümkündür.
Hizmetler Sektöründe Çalışanların Sorunları Artıyor
Hizmetler sektöründe ki hızlı yükselişe paralel olarak sorunlarında da hızlı bir artışın olduğu söylenebilir. İşçi ücretlerinin genel olarak üretim sektörüne göre düşük olduğu görülmekte ve en önemli sorunlardan birinin, düşük saat ücretleri olduğu kabul edilmektedir. Bazı hizmet sektörü işlerinde çok para kazanmak mümkün iken genel bir değerlendirme yapıldığında işçilik ücretlerinin düşük olduğu görülmektedir. Mesela bilgisayar mühendisi yılda 70.000 dolar kazanabilirken, fast-food restorantlarında çalışan işçiler 6 veya 7 dolarlık saat ücretleriyle çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Amerika’ daki işçilerin %30 nun saat ücretinin 8 dolardan daha az olduğu dikkate alındığında sorunun büyüklüğü ortaya çıkmaktadır.
Esnek istihdam modellerinin hizmetler sektöründe uygulanması, iş güvencesinde yoksun olarak çalışma zorunluluğunun yaygın olması en önemli bir sorun alanlarıdır. Bir başka temel sorun bu sektörde çalışanların büyük çoğunluğunun sosyal yardımlara sahip olmamasıdır. Bu sektörde çalışanların özellikle sağlık sigortası, tatil hakkı ve emeklilik hakkına sahip olmamaları çalışanları gelecek korkusuna sürüklemektedir.
Hizmetler sektörüne duyulan ihtiyacın her gün daha da artması sorun alanlarını da genişletmektedir. Ancak bu yüzyılın en önemli sorunu olan işsizliğe en etkili çözümü de bu sektör sunmaktadır.
Yrd.Doç.Dr.Sayım YORGUN
Kocaeli Üni. İİBF Öğr.Üyesi
|