| Bilgi Toplumuna Geçiş/Dönüşüm Sancıları |
|
|
| Pazar, 02 Aralık 2007 | |
|
İnsanlık tarım toplumundan endüstri/sanayi toplumuna ondan da bilgi toplumuna geçmektedir. Dünyada 1920’li yıllara kadar usta ve sanatkarın el becerisine dayalı emek-sanat bağımlı üretim modeli hakim olmuştur. Bu model daha sonra rekabet gücünü kaybetmiş, fazla miktarda ve standart üretimin yapılmasını sağlayan seri üretim modeli gelişmiştir. Genel olarak Taylorizm ve otomotiv endüstrisinde Fordizm olarak isimlendirilen seri üretim modeli, ölçek ekonomisini kullanarak birim üretim maliyetlerini düşürmeyi ve tüketicinin kabul edebileceği kalitede standart bir ürünün üretilip piyasaya sürülmesini amaçlamaktaydı. Ölçek ekonomilerinde büyüklük, tam kapasite çalışma ve daha fazla üretim esastır. 1990’lardan sonra bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle gerek toplumsal gerekse ekonomik alanlarda köklü değişim ve dönüşümler yaşanmaktadır ve bu süreç halen devam etmektedir Günümüzde bilginin ön plana çıktığı toplum yapısına bilgi toplumu adı verilmektedir. Bilgi toplumunda bilgi; emek, sermaye ve doğal kaynaklar (hammadde) gibi üretim faktörlerini ikame edebilmektedir. Ayrıca bilginin sürekli üretilmesi, iletişim ağları içinde taşınabilmesi, bölünebilir ve paylaşılabilir olması diğer üretim faktörlerine göre bilgiye avantaj sağlamaktadır. Bilgi toplumlarında bilgi ve bilişim teknolojilerinin yarattığı ortam içinde ekonomik faaliyetler küreselleşme eğilimi içine girmiştir. Bilginin temin edilmesi, işlenmesi, aktarılması, sınıflandırılması, kullanımı ve üretilmesine yönelik ortaya çıkan teknolojiler son yıllarda büyük gelişmeler göstermektedir. Bu teknolojiler bilgi veya bilişim-iletişim teknolojileri olarak adlandırılırlar. Bilgi toplumu ile yeni çağa giren insanlık, sanayi devriminin yarattığından daha büyük bir değişim ve evrim süreci yaşamaktadır. Bilgi toplumu ile insanlık, sanayi toplumunun mekanik evresinden bilgi toplumunun mikro elektronik ve mikro-biyolojik evrelerine geçiş sürecindedir. Bilgi teknolojilerinde ortaya çıkan büyük ölçekli gelişmelerin insanlığı sanayi toplumundan çok daha köklü değişim ve dönüşümlere uğratması beklenmelidir. Bilgi devrimi insanlığın önüne yeni bir çağ açmaktadır. Bilgi teknolojisi insanlığa yeni fırsatlar yaratırken, toplum yapıları şekillenmekte ve yeni ekonomik gelişmeler dönemi başlamaktadır. Ancak bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişmelerin sosyal, ekonomik, politik ve kültürel alanlarda gelecekte ne tür değişimler yaratacağını tam olarak tahmin etmek zordur. Dünyada küreselleşme süreci ile birlikte, artık insanın üretim sürecindeki işlevi değişmektedir. Emek, sermaye ve beceri yerine niteliklilik, girişimcilik ve yaratıcılık ön plana geçmektedir. Başka bir ifade ile fiziksel emeğin yerini beyinsel emek almakta, nitelikli eğitim önem kazanmaktadır. Bilgi toplumlarında insan ön plana çıkmakta ve insanın birey olarak zevk ve tercihleri öncelik taşımaktadır. Bireyler arasındaki zevk farklılıkları, üretim, tasarım ve tasarım esnekliği ve farklılaşmaya gitmeyi gerektirmektedir. Bugün ürün ömürleri kısalmış, erişebilirlik ve ulaşılabilirlik olanakları genişlemiştir. Kalite homojenitesi, “marka” ve “imaj” bağımlılığı artmıştır. Bilgi toplumunun üretim alanında getirdiği yenilikler şunlardır:
a. Üretimde çalışma hızının artması: Sanayi toplumundaki mekanik hızdan bilgi toplumunda elektronik hıza geçilmiştir. Bilgi Toplumunda Sanayi Sektörünü Etkileyecek Bazı Konular
a. Üretimin Coğrafi Dağılımı: Üretim genellikle ya birincil (doğal kaynaklar/ hammaddeler) ya da ikincil kaynaklardan (atık/hurda/geri dönüşüm/geri kazanım vs) yapılmaktadır. Üretim çoğunlukla hammaddeye ve enerjiye kolay ulaşılan yerlerde yapılmaktaysa da bilgi toplumunda coğrafi konum önemini kaybetmektedir. İkincil kaynaklardan üretim ise çoğunlukla tüketim merkezlerine yakın yerlerde yapılacaktır. Sonuç olarak üretimin coğrafi dağılımı açısından ikincil kaynaklardan üretim birincil kaynaklardan üretime nazaran daha esnek bir yapıya sahiptir. İleri teknolojiler üretimi mekânlardan bağımsızlaştırmıştır. Sonuç olarak, bilgi toplumlarında sanayi sektörünü bekleyen ana sorun, işletmelerin gerek pazardan gelen talepleri, gerek üretim teknolojilerindeki yeni gelişmeleri hızlı bir şekilde üretim hattına yansıtmaları ile ilgili olacaktır. Bunu başaran sanayiciler sektörlerinde sivrilecek ve rakiplerine göre avantajlı olacaklardır. Küreselleşme sürecinde esnek üretime dayalı, yaratıcı, daha küçük ölçekli, belli konularda uzmanlaşmış işletmeler başarılı olacaktır. Entegre büyük tesisler önemini yitirecektir. Yan sanayinin önemi artacaktır. Uluslar arası piyasalarda ayakta kalabilmek için hızla değişen bilim ve teknolojiyi rakiplerden önce üretime yansıtmak ve ürünleri uygun kalite, hız ve maliyetle öncelikle piyasaya sürmek gerekecektir. Küresel rekabet pazarında fiziki sermayeden çok sosyal/beşeri sermayenin önemi artmıştır. Rekabet bilim ve teknolojiden geçmektedir. Pazar ve üretim geliştirme için yenilik ve icatların yapılması şarttır. Teknoloji temininde, mevcut teknolojiyi kullanırsak 1-2 yıl, teknoloji transfer edersek 5-10 yıl ayakta kalabilir; fakat, teknoloji üretirsek 5 yıldan sonra daha uzun süre ayakta kalır ve çok fazla kazanırız. Türkiye olarak, kg maliyeti 5-10 doların altında olan ürünleri üretmek yerine, katma değeri daha yüksek ürünler üretmenin yollarını aramamız gerekmektedir. Yüksek kazanç, teknoloji transferine değil, teknoloji üretimine bağlıdır. Bugün, merkezi şirket yönetimi merkezkaç (sorumluluklar/ görevler dağıtılmış) yönetime kaymıştır. Piyasalarda “aracı/toptancı” kurumlar devre dışı kalmakta; “satıcı piyasaların” hızla “alıcı piyasalara” dönüşümü yaşanmaktadır. Ülkemiz sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçişinde/evriminde karşılaştığı bu sorunları bilim, teknoloji ve Ar-Ge’ye ağırlık vererek aşabilir.
Kaynaklar:
Prof.Dr. Muammer Kaya |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|