Skip to content
Anasayfa arrow Makale arrow Esnek Çalışma İşsizliğe Çare mi?
Esnek Çalışma İşsizliğe Çare mi? Yazdır E-posta
Salı, 27 Kasım 2007

Son yıllarda, her alanda olduğu gibi endüstri ilişkileri alanında da önemli gelişmelere tanık oluyoruz. Yeni teknolojik gelişmeler ve küreselleşme sonucunda piyasalar arasında yaşanan bütünleşmeler, üretimin parçalanabilmesi, artan uluslararası rekabet ve yabancı sermayeyi çekmek adına emeği koruyan yasaların esnekleştirilmesi gibi gelişmeler, emeğin insani boyutunun ihmal edilmesini ve diğer üretim faktörleri gibi değerlendirilmesini gündeme getirdi. Özellikle Batı Avrupa ülkelerinde ve diğer ülkelerde koruyucu yasaların değiştirilmesi, işgücü piyasa esnekliği ve yeni istihdam modelleriyle işsizliğin azaltılabileceği tartışılmaktadır.

                   Esneklik Kavramı Farklı Tanımlanabilir Mi?

Esneklik kavramı, bazı hallerde kuralsızlaştırma olarak benimsenirken; bazı hallerde devletin işçi-işveren ilişkilerinde daha az rol almasını, çalışma mevzuatının katı ve ayrıntılı hükümlerden arındırılmasını, sosyal taraflara toplu iş sözleşmeleri ve hizmet akitleriyle çalışma şartlarını düzenleme serbestisini tanınmasını öngörmektedir.(1) Farklı tanımlamalar olsa da esnekliğin katı kurallardan arındırma olduğu bir gerçek.
Esnekliğin değişen piyasa şartlarında ihtiyaç haline gelmesi farklı türlerinin de ortaya çıkmasına yol açmıştır. Esneklik türlerine örnek olarak, fonksiyonel, sayısal, ücret ve çalışma süresi esnekliğini verebiliriz. Esnek çalışma biçimi olarak da; kısmi süreli çalışma, iş paylaşımı, evde çalışma, tele-çalışma, çağrı üzerine çalışma ve sıkıştırılmış hafta çalışmasını gösterebiliriz. Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi tam süreli klasik istihdam modellerinden uzaklaşılmakta, piyasa şartlarına göre yeni istihdam modelleri oluşmaktadır.

Endüstri aktörleri için esneklik farklı amaçlara yöneliktir. Sendikalar istihdamdaki gerilemeyi azaltmak için çalışmakta, işverenler kârlarını gözetmekte, işçiler ise kişisel esneklik talep etmektedir. Kişisel esneklik taleplerinde dahi farklılıklar mevcut. Mesela erkekler daha kısa çalışma süreleri talep ederken, bayanlar daha kısa çalışma günleri istemektedir.
Küreselleşen dünyada uluslararası rekabet gücünü, ihracat ve verimliliği artırmak, konjonktürel dalgalanmalardan korunmak için gündeme gelen esnek çalışma  batı toplumlarında son 10 yılda yüksek işsizlik ve yetersiz rekabet düzeyine karşı bir mücadele aracı olarak görülmekte, esnekliğin istihdama etkisi ciddi tartışmalara yol açmaktadır.

                Esnek Çalışmanın İşsizliğe Etkisi Var Mı?

Esnek çalışma işsizliğe çare mi? Bu sorunun cevabı bazı araştırmacılara göre “evet” bazılarına göre ise “hayır” dır. Her iki görüş sahipleri de haklılıklarını dayandıracak gerekçeler bulmaktadırlar. Esnekliğin istihdama olumlu etkisi olduğunu savunanlar görüşlerini ABD ile Avrupa işgücü piyasasını karşılaştırarak destekliyorlar. Bunlara göre Avrupa ülkelerinde işsizliğin artmasının nedeni; ücret ve sayısal esnekliğin yeterli derecede mevcut olmaması, işçilerin gereğinden fazla korunmasını sağlayan esnek olmayan yasal düzenlemelerin bulunması gösterilmekte ve ABD’deki işgücü piyasasının Avrupa’ya göre daha esnek olması nedeniyle işsizlikle mücadelede daha başarılı sonuçların alındığı iddia edilmektedir.

Esnekliğin ve esnek çalışmanın istihdama olumlu etkisinin olmadığını savunanlar ise işçileri koruyucu yasal düzenlemelerin bulunduğu İsveç ve Norveç’teki düşük işsizlik oranını göstererek, korumacı yasaların işsizliği olumsuz etkilemediğini dile getiriyorlar.(2) Ayrıca  AB’de piyasa şartlarına uyumu sağlamak için 1993 yılında  iş sürelerinin yeniden belirlenmesi ve ILO normlarına aykırı olarak yayınlanan bir direktif ile  işçilerin haftada 60 saatten ve günde 11 saatten fazla çalışabilmesinin kabul edilmiş olmasına rağmen, 5 yıllık uygulamadan sonra işsizliğin  azalmadığı görülmüş, işsiz sayısı 18 milyonun üzerinde seyretmiş, işsizlik oranı da %11 civarında gerçekleşmiş ve bu işsizlerin yaklaşık 3/4 ’ü  yapısal niteliktedir.(3) Avrupa Birliği’nde 2005 yılı sonunda işsizlik oranı % 8.5,  toplam işsizlerin sayısı ise 18 milyon 500 bin olarak hesaplanmıştır. Eurostat verilerine göre işsizlik oranın düşük olduğu ülke % 4.3 ile İrlanda olurken, bu oran İngiltere'de yüzde 5, Almanya'da yüzde 9.1, Fransa'da % 9.2 oldu. En yüksek işsizlik oran ise % 17.2 ile Polonya'da.(4)

 Esnekliğin işsizliği azalttığına ilişkin görüşlere karşı eleştiriler zamanla daha da artmıştır. Özellikle işsizliğin azaldığına dair sayısal verilerin olmadığı,  Avustralya’da ise işsizliğin esneklikle geliştiği iddia edilmektedir.(5) Ayrıca iş güvencesi ile işgücü piyasasının çelişen konular olduğu, iş yapısındaki esnekliğin yönetsel bir baskıya yol açtığı, sendikaları ise olumsuz etkilediği görülmektedir. Kısmi süreli çalışma ve iş paylaşımı gibi esnek çalışma biçimlerinin piyasa dalgalanmalarına cevap verdiği ve ilk etapta istihdamın artmasını sağladığı, fakat uzun vadede işsizliğe çare olmadığı bir gerçek.  
 

Türkiye’de Esnek Çalışma Tartışmaları

Ülkemizde son günlerde meydana gelen tartışmalara baktığımızda esnek çalışmanın işsizliği ortadan kaldıracak formül gibi sunulduğunu görmekteyiz. Ekonomik kriz beklentisi altında kuralsızlaştırmaya uzayabilecek bir zeminin oluşma ihtimali belirmiştir. Bu gidişin doğru olmadığını, konjonktürel dalgalanmalara uyumu sağlayacak bir modeli bu tür amaçlar için kullanmanın yanlış olduğunu ve esnek çalışmaya olması gerekenden fazla fonksiyonlar yüklemenin sistemi dejenere edeceğini şimdiden söylemek mümkündür. 

Esnekliğin amacına ulaşmasını istiyorsak sadece işsizliği azaltan etkisini değil, aynı zamanda gelir seviyesi, bireysel iş tercihleri ve çalışma yaşamının kalitesini artırma boyutunun da dikkate alınması zarureti var. Çünkü günümüzdeki en önemli tehlike esnek çalışma ihtiyacının deregülasyon amacı için kullanılmasıdır.

Eğer işçiler ve sendikalar işsizlik probleminin azalacağını ve çalışma yaşamı kalitesinin artacağını görürlerse, önümüzdeki yıllarda esneklik ve yeni istihdam biçimlerinin genişleyeceğini tahmin etmek güç olmaz. Aksi olur ise bu gelişmeleri daha fazla olumsuz yönde etkilemeye devam edeceklerdir.   

KAYNAKLAR:
1. TİSK;Küresel Eğilimler ve Türk Çalışma Hayatı;Yayın No:164;Şubat-1997;s.13
2.Yavuz, Arif; Esnek Çalışma ve Endüstri İlişkileri’ne Etkisi; Ankara-1995; s.88
3.TISK ; XX. Olağan Genel Kurul Çalışma Raporu; Yayın No:181; Ankara-1998;s.93
4.www.sabah.com.tr/2006/03/02/eko107.html(23.03.2006)
5.Hayt Wheler; Labor Relations in a Changing; Newyork-1991; s.30

Yrd.Doç.Dr.Sayım YORGUN

Kocaeli Üni. İİBF Öğr. Üyesi

 
< Önceki   Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM