| Sosyal Güvenlik Çatısı Anayasa Mahkemesi Kararı ile Çöküyor mu? |
|
|
| Salı, 27 Kasım 2007 | |
|
Beş ayrı emeklilik rejiminin aktüeryal olarak hak ve yükümlülüklerinin eşit olmasını gerçekleştirmek amacıyla hazırlanan 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 31.05.2006 tarihinde kabul edilmiş, 16.06.2006 tarih ve 26200 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştı. 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girmesi beklenen kanuna yönelik itirazlar, Cumhurbaşkanı ve 118 Milletvekilinin talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne iletilmiş, Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2006 tarihli kararı ile itirazların 24’ü tamamen veya kısmen kabul edilmiş, bazı maddelerde yürütmeyi durdurma kararı verilmiş, 8 ise reddedilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ortaya çıkardığı köklü değişiklik ihtiyacını dikkate alan hükümet, 2007 Bütçe Kanunu’na koyduğu bir hüküm ile 5510 sayılı kanun’un uygulanmasını 01.07.2007 tarihine kadar ertelemiştir. İptal ve erteleme kararları dikkate alındığında sosyal güvenlik ve genel sağlık uygulamalarındaki tek çatı, norm ve standart birliği şimdilik hayata geçirilemedi. Ancak yapılan tartışmalar dikkate alındığında bu hedeften vazgeçilmediği, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeleri doğrultusunda düzenlemeler yapılarak, yasa’nın yürürlüğe sokulması arzulanmaktadır. Sosyal Güvenlik Yasasını Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda ele alırken, şu sorulara açık bir cevap bulmak gerekmektedir: Sosyal Güvenlik Reformu’nun temel amacı dengeli ve sağlıklı bir toplumsal yapıya ulaşmak mı? Yoksa Sosyal güvenlik harcamalarını kara bir delik olarak görüp, bundan kurutulmak mı? Bu sorulara samimi olarak verilecek cevaplar alternatif arayışları şekillendirecektir. Anayasa Mahkemesinin Gerekçeli Kararında yer alan genel gerekçe incelendiğinde iptalin iki ana gerekçeye dayandığı görülmektedir:
Reformun temel amacı sürdürülebilir görünmeyen çok çatılı güvenlik ve sağlık hizmetlerini birleştirerek, hak ve yükümlülüklerde paralellik sağlamak ise çatının ve eşitliğin korunması gerekmektedir. İptal kararından sonra yapılan tartışmalara bakılır ise memurların bu sistemden çıkarılıp, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesini ortadan kaldırma eğiliminin olduğu görülmektedir. Yrd.Doç.Dr.Sayım YORGUN Koca KSS bu gün tüm gelişmiş ülkelerde yaygın bir şekilde uygulanırken ülkemizde henüz son yıllarda gündeme etkin bir şekilde girmeye başlamıştır. Gerçekleştirilen çok güzel uygulamaların olduğunu gözlemlememize rağmen bu konunun ülke geneline yaygınlaştırılması konusunda yeterli bir bilinç düzeyinin oluşması için daha fazla çalışmamız gerekmektedir. Bireyden Sivil Toplum Kuruluşları ve özel sektöre kadar bu konuda hepimize önemli görevler düşmektedir. Özellikle konuyu özel sektör açısından ele aldığımızda şirketlerin artık salt kar odaklılık yerine faaliyetlerini üç ana noktaya odaklamaları önemlidir;
· Sosyal faaliyetler ve sonuçlar Kurumlar gerçek güçlerini içinde yaşadıkları toplumdan ve çalışanlarından alırlar. Dolayısı ile ait oldukları topluma yönelik olarak varolan sorumluluklarını gönüllülük esası ile yerine getirmeleri kurumun toplumla bütünleşmesini sağlayacaktır. Bu bütünleşme ve sosyal fayda çalışan mutluluğundan müşteri mutluluğuna kadar pozitif bir etki yaratacaktır. Buradaki ana çıkış noktası şirketin faaliyetlerinin sadece şirket içi ile sınırlı olmadığı ve tüm paydaşlarla iyi ilişkilerin kurulmasının gerekliliğidir. Yönetim kurulu ve başkanı, genel müdür, üst düzey yönetimin bu konuda liderlik etmesinin verimlilik ve başarılı bir performans için önemi büyüktür. Dolayısı ile bu konu yönetim kurulunun sürekli olarak gündeminde kalmalıdır. Kurumun sosyal sorumluluk hedeflerinin oluşturulması, bu hedeflere ulaşmak için gerçekleştirilen faaliyetlerin ve sonuçlarının kurum çalışanları ve toplum ile paylaşılması yaratılan katma değerin algılanması ve paylaşım açısından önemlidir. Kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarının kurum açısından bir çok kazanımları da olmaktadır;
· Marka değeri ve itibarındaki artış, Son yıllarda ülkemizde bir çok kurumTürkiye ve Avrupa EFQM kalite ödülü aldı ve bu konuda çalışmalarını sürdüren bir çok kurum daha var. Bursa’ da da bu çalışmaların çok güzel örneklerini görebiliyoruz. Bu kurumların ortak noktalarından bir taneside KSS faaliyetleri ve Toplumsal paylaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Hepimizin yaşamsal sorumlulukları vardır. Birey olarak kendimizden başlayarak, ailemize, topluma, ülkemize ve dünyamıza karşı... Sürüdürülebilir ekonomik gelişme ve refah için sosyal sorumluluklarımızı yerine getirelim.
Kaynak: Kent Gazetesi |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|