Skip to content
Anasayfa arrow Pratik Bilgiler arrow Dinlemeyi engelleyen ektenler
Dinlemeyi engelleyen ektenler Yazdır E-posta
Pazartesi, 24 Aralık 2007

   Karşınızdakini yalnızca yarım kulakla dinlediğiniz fark ettiğiniz çok olmuştur. Çoğu kimse görünürde radyoyu, TV'yi, aile fertlerini ya da arkadaşlarını dinlerken, bir yandan gazete okur, yemek yer ya da ütü yapar. Bu tür durumlardaki dinlemenin niteliği, bir eleme görüşmesinde gereksinim duyulan düzeyden son derece farklıdır. Bu yüzden de gerçek bir yoğunlaşma ve dikkati gerektirir. İş görüşmesinde dinlemeyi engelleyici faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

■ Gürültü: Yüksek ya da dikkat dağıtıcı gürültüleri
özellikle de telefon sesi, makine uğultusu, başka konuşmalar ya da ani bir uçak ya da trafik gürültüsü
uygun bir yoğunlaşma düzeyini korumayı güçleştirir.
Hatta adayın söylemekte olduklarını tümüyle silebilir

■ Hareket: Beklenmedik hareketler, odaya giren
kişiler, görüş alanınızı katleden araçlar düşünce çizginizi kesecek kadar uzun bir zaman için dikkatinizi dağıtabilir.

■ Zihinsel dikkat dağıtıcılar: Masanızın üzerinde görebileceğiniz mektup yığını, günlerdir uğraşıp yalnızca yarısını yazabildiğiniz rapor, bu sabah unuttuğunuz randevu, patronunuzun yarın sizin için düzenlediği değerlendirme görüşmesi, eve dönerken almanız gereken yiyecekler, öğle yemeğinden önce etmeniz gereken telefonlar bunlar ve daha bin bir konu, dikkatinizin bir bölümünü işgal edebilir ve adaya ayırdığınız dikkati azaltabilir.

■ Bedensel dikkat dağıtıcılar: Yorgunluk, hastalık, hatta rahatsız bir oturuş biçimi, işe yoğunlaşma yetinizi azaltabilir.

■ Adayın dikkat dağıtması: Adayın bir türlü adını anımsayamadığımız birine benzemesi, başvuru formundan yola çıkarak beklediğiniz niteliklere uymuyor oluşu, golf seçmelerinde sizinkinden çok ileri düzeyde olan derecesinden söz etmesi, park yerinde arabasına çarptığınız aday, ceketinin rengi sinirinizi bozan aday, işte görüşülen kimsenin istemeden dikkatinizi dağıtabileceği durumlardan birkaç örnek. Bunlara sözlü ya da fiziksel özel davranışları eklerseniz durmadan "anlıyorsunuz ya" ya da "mutlaka" diye tekrarlanması, ağır bir aksan, durmadan kıpırdanması gibi.

■ Bekleyememek: Dinleme gereksinimi duymazsınız. Adayın ne söyleyeceğini baştan bilirsiniz. Görece ağır ya da tereddütlü konuşan adaylarla başınıza gelebilecek bir tuzaktır bu. Onların cümlelerini kendiniz bitirmek istersiniz.

■ Stereotipe sokmak: Bu da bekleyememenin hain türlerinden biridir. Aday daha ağzını açmadan neler söyleyebileceğini tahmin edersiniz. Tam "o tip" biridir çünkü.

■ İlgi eksikliği: Tanımınıza uyduğunu düşündüğünüz adayı daha önce gördünüz. Şimdi düğmeyi kapatıp rahatlayabilirsiniz. Ama öyle mi acaba? Sonraki adaylara başkasının işe alındığını söyleme ya da görüşmeyi aynı dikkatle sonuna dek sürdürme borcunuz yok mudur? Bir öncekinden daha da iyisini bulabilirsiniz.

■ Erken karar verme: Aday görüşmenin başlarında hoşunuza gitmeyen birşey söylemiş ise, bunu bir kenara koyup dengeli bir tablo oluşturacak biçimde dinlenmeye devam etmek güç olabilir.

■ Deneyimsizlik: Görüşme yapmaya alışkın olmadığınız, doğru soruları doğru biçimde, doğru sırayla, doğru ses tonu ve doğru jestlerle sormak için harcadığınız çaba, başlı başına bir iş gibi görünebilir. Yanıtları iyi dinlemek bile fazla gelebilir. Ama dinlemezseniz, tüm diğer çabalarınız suya düşecektir.

 

 
< Önceki   Sonraki >

ÜYELİK SİSTEMİ





Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM