Yazarlar
Yrd.Doç.Dr. Aşkın Keser
Kim Daha Mutlu | Kim Daha Mutlu |
|
|
| Pazar, 02 Aralık 2007 | |
|
Mutluluğun bir tanımını yapmak zor belki ama dünyanın en prestijli okullarından Cambridge Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma kurumu, her iki yılda bir bunu deniyor. Bu yılki sonuçlar şaşırtıcı. Bu sözler ntvmsnbc’de yayınlanan bir haberden…
Mutluluk kavramı, belli bir hedefe hep ileride ulaşılması şeklinde bir sonuç beklenilmektedir. Mutluluk kavramı 1970’lere kadar bilimsel olarak çok fazla durulmayan bir kavramdı. Ancak bu tarihten sonra gerek teorik çalışmalarda gerekse uygulamalı çalışmalarda konuya ilginin arttığı gözlenmektedir. Hatta 1974 yılında sadece “mutluluk” çalışmalarının yayınlandığı uluslar arası bir dergi yayına geçmiştir. (1) Mutluluk kavramının gelişiminde Dr.Martin Seligman’ın öncülüğünü ettiği “Pozitif Psikoloji” akımının da etkisi büyüktür. Bu akım “mutluluk”, “gönenç” ve “yaşam doyumu” gibi konuları bilimsel çerçevede incelemektedir. Mutluluk tanımlanması oldukça güç olan “öznel” bir kavramdır. Her bir bireyin kendini mutlu hissettiği olgular algısal olarak farklılaşabilmektedir. Ancak genel anlamda mutlu kişilerin; “genç, sağlıklı, iyi eğitim görmüş, sağlıklı, alçak gönüllü, ekonomik bakımdan iyi koşullara sahip, iyi bir işe sahip, dışa dönük, iyimser (optimist), üzüntüsü az, tasasız, kaygı düzeyi düşük, ılımlı” kişiler oldukları şeklinde bir yargı bulunmaktadır.(1) Avrupa Sosyal Araştırmaları, Cambridge Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. 2 yılda bir güncellenen araştırmanın amacı AB ülkelerindeki insanların mutluluk düzeylerini ölçmekle kalmayıp, gerekli politikaların geliştirilmesine ön ayak olmayı hedefliyor. Araştırma 2002 yılında AB ülkelerinde yapılmaya başlanmış, her 2 yılda bir yenileniyor. 180 bölgede yaklaşık 20000 kişi üzerinde gerçekleştiriliyor. (2) Araştırmada Danimarka en mutlu ülke çıktı, araştırmadan elde edilen bazı sonuçlar (3);
Araştırmada mutluluğun yüksek olmasını açıklayan en önemli öğeler; Yüksek kaliteli sosyal ilişkiler ağı ve kurumlara olan yüksek güven duygusu olarak gösterilmektedir.
Mutluluk düzeyi yüksek olan ülkelerde, bireylerin devlete, kurumlara, hukuka ve birbirlerine olan güven düzeylerinin çok yüksek çıktığı saptanmıştır. Yukarıdaki tabloyu irdelemek gerekirse; mutluluk sıralamasında ilk sıralarda yer alan ülkelerin,
Bu ülkelerde ekonomik getirinin yüksek olması özellikle çalışma yaşamı açısından değerlendirildiğinde sendikacılığın da yüksek düzeyde olması bireylerin toplumsal yaşamda zihinlerini karıştıran çok fazla olgu olmadığı ve bu durumun da bireyde mutluluğa yol açtığı düşünülebilir. Bu ülkelerde işsizlik oranın düşük olması da mutluluğa yol açan etkenlerden olabilir. Bilindiği üzere işsizlik bireyde mutsuzluğa yol açan temel etkenlerdendir. Çünkü işsiz birey, ekonomik ve sosyal yaşantıdan yoksundur. Ekonomik yoksunluk, arkadaş çevresiyle birlikte olma, bir sosyal ortamı paylaşma ve birliktelikleri kısıtlamaktadır. Yapılan bir araştırmada bireyin yaşamında mutsuzluğa yol açan sorunlar incelenmiş ve “işten çıkartılma” bireyin yaşamında %47 düzeyinde bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. (1) Mutluluğun her ne kadar öznel bir kavram olduğunu ifade etsek de genel anlamda mutlu bireylerin İskandinav ülkelerinde yaşadığını araştırma sonucu göstermektedir. Ancak; yaşamın karmaşıklığının bulunmadığı, statik bir döngünün olduğu bu ülkelerde insanların monotonluğa karşın nasıl mutlu olabildikleri de bu sonuçla çelişin ve akıllarda soru işareti oluşturan bir paradoks olarak göze batmaktadır. *
* Norveç Sosyal Güvenlik Kurumunun üyelerinin emeklilik sonrası ülkemize (İzmir-Reisdere Projesi) yerleşmeleri için bazı bölgelerde toplu konut yapımı, ülkemizin dinamik yapısının yukarıda bahsedilen monotonluğu ortadan kaldıracak bir konumunun olduğu düşüncesini akıllara getirmektedir. ------------------------------------------------------------------------------ Kaynak: |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|