Skip to content
Anasayfa arrow Yazarlar arrow Yrd.Doç.Dr. Aşkın Keser arrow Platonik Aşkla Değirmen Döner mi? Örgüte Bağlığa Farklı Bir Bakış
Platonik Aşkla Değirmen Döner mi? Örgüte Bağlığa Farklı Bir Bakış Yazdır E-posta
Cuma, 18 Nisan 2008

Günümüzde hızla yaygınlaşan “sık iş değiştirme” olgusu olağan bir değişim olarak algılanırken, bireyin ilk işinde emekli olana kadar çalışmış olmasına tanık olan bizim kuşak için, bu olgu hala alışılamadığımız bir gerçek.

 

İşyeri değiştirmek, etrafımdaki pek çok kişi için günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş. Yeni işyerlerinin adreslerini, mail adreslerini ve iletişim bilgilerini içeren epostaları almayı artık yadırgamıyoruz. Sıklıkla iş değiştirenler eskilerin deyimiyle “bir işe tutunamayan” şeklinde algılanırken, günümüzde kariyer yolunda prestijli bir süreç olarak görülüyor. Bireyin örgütünü bu kadar hızlı ve kolay değiştirebilmesi, aklımda sadakat ve bağlılık kavramlarını sorgulamama yol açtı. Bireyin sadakati kaybolurken bu durumda acaba örgütün hiç mi sorumluluğu yok? Bireyin örgüte bağlılığı niçin kayboluyor, ya da birey niçin örgüte bağlılık duymuyor soruları ise bu yazının başlığını doğurdu. O halde bireyin örgüte olan aşkı, platonik bir aşktan öteye geçemiyor.

 


Örgütsel bağlılık; “bireyin örgüte yönelik hislerini” ifade eden bir kavramdır. Bireyin örgüte kendini adaması ya da tüm enerjisini örgüt için harcaması karşısında bir beklenti içinde olması doğaldır. Diğer bir ifade ile bireyin örgüt için katlandığı çaba, örgüte sağladığı katkı ve yaşamının diğer alanlarında (iş yaşamı dışındaki zaman) örgütü için harcadığı zaman, elde ettiği geri beslemeye yansımamış ise, tatminsizlik yaşaması kaçınılmazdır.
 

 

Bireyin çabası sonucunda örgüt aynı samimiyet ve ciddiyetle geri dönmediği sürece, bireyin örgüte olan güveni ve bağlılığı kaybolmuş olacaktır. Bireyin örgüte yönelik bağlılık hissi, onun örgüte daha fazla katkı yapma arzusu yönünde iken, yaşanan platonik aşk bireyi örgütten uzaklaştıracak ve örgüte duyarsızlaştıracaktır. Yazımızın başlığından da hatırlayacağımız “platonik aşkla değirmen döner mi?” yaklaşımı ile örgütlerin bireylere bu tür bir duygu içine girmemelerini sağlamayı önerme yanlış olmayacaktır.
 

 

Örgütler, bireylere yönelik geliştirecekleri psiko-sosyal araçlarla platonik aşkı, karşılıklı bir ilişkiye dönüştürebileceklerdir. Bu bağlamda örgütün bireylere sunacağı hizmetler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

 

 

  • Bireyin kararlara katılımının sağlanması onlara sadece danışmak değil aynı zamanda, onların düşüncelerinin de hayata geçirilmesi,

  • Bireyin sosyal bir varlık olarak fark edilmesi, takdir edilmesi, görüşlerinin dikkate alınması, değer bulması, gerekli statülerin, sorumlulukların verilmesi ve yetkilerin devredilmesi,
  • Bireye gerektiği ölçüde inisiyatif verilmesi,
  • Bireyin bağımsız çalışabilmesine imkan verilmesi, Bireyin eğitimine, gelişimine, kariyer beklentilerine yani terfi ve yükseltilmelere özen gösterilmesi,
  • Bireyin ekonomik güvence altında olduğunun hissettirilmesi kadar, psikolojik güvence altında olduğunun da hissettirilmesi,
  • Yöneticinin bireyin başarısızlıkları kadar başarılarına da odaklanması ve bireye başarısının karşılığında ödül verilmesi. Hemen akla gelebilecek yukarıdaki unsurları uzatmak ve genişletmek elbette mümkün, ancak burada vurgulamak istediğimiz, örgütün duyarlılığını bireylere yansıtmasıdır. Bu unsurları uygulayan örgütün bireye bağlılık aşısı yapmış olacağını söylemek de mümkündür. O halde örgütler çalışanlarına yönelik kazanım faaliyetlerine daha da önem vererek onları kazanacaklardır. Aksi halde oraya bir bağlılık çıkmayacaktır.

     

    Çalışanların örgütlerine olan platonik aşklarını, karşılıklı aşka dönüştürdüğü günlere kavuşmak dileğiyle…

     

     

     

     

     

     

     

  •  

     
    Sonraki >

    ÜYELİK SİSTEMİ





    Kurumsal ve Kişisel Gelişim Adresiniz WWW.AKTIFGELISIM.COM